

27 Ağustos 1922 günüydü. Türk ordusunun 26 Ağustos sabahı başlayan taarruzu şiddetlenmiş ve cephe yarılmak üzereydi. Bu sırada köylerden alınan kılavuzların gösterdiği yoldan, dar bir patikayı takip ederek oldukça sarp Ahır Dağlarını aşan ve Yunan ordusunun gerisine sızan 5. Süvari Kolordusu telgraf ve telefon hatlarını kesmiş, demiryolunu birçok yerden tahrip etmiş ve bazı küçük Yunan birliklerini ortadan kaldırmıştı. Bu sırada 1. Ordu’dan, kolordunun Çiğil Tepe’deki Yunan birliğine arkadan taarruz etmesi emri geldi. Bu görev için bir tümen görevlendirildi.



Bu sırada, muharebeler başlamadan önce hastalandığı için Konya Hastanesine gönderilen Kolordu Karargâh Bölüğü subaylarından İzmirli Yıldırım Kemal, Fahrettin Paşa’nın yanına gelerek atından indi ve selam verdi. Yaptığı esprilerle her zaman etrafına neşe saçan ve kabına sığmaz bir genç olan İzmirli teğmenin hastanede yattığını bilen Fahrettin Paşa onu karşısında görünce çok şaşırdı. Fakat daha bu şaşkınlığı üzerinden atmaya fırsat kalmadan Yıldırım Kemal heyecan içinde konuşmaya başladı: