

Samsunspor’da kötü gidişatın ardından tartışma artık sadece futbolcuları ya da teknik ekibi değil, taraftarı da hedef alıyor. Başakşehir yenilgisi sonrası tribünlerden yükselen protestolara Samsunspor Başkan Vekili Veysel Bilen’in verdiği yanıt, sahadaki sonuçlardan çok daha fazla yankı uyandırdı.
Veysel Bilen, tepkili taraftarlar için “Makyajlı Samsunlular iyi günde gururlanıyor, kötü günde oklarını çıkarıyor” ifadesini kullandı. Bu sözler, bir yönetici refleksi mi yoksa camiayla kopuşun açık bir ilanı mı, işte asıl mesele bu.
Evet, Samsunspor zor bir dönemden geçiyor. Beşiktaş, Alanya ve Avrupa maçlarında ortaya konan mücadele inkâr edilemez. Ancak futbol sonuç oyunudur ve Galatasaray, AEK Atina ve Başakşehir karşısında alınan yenilgiler sabrı taşıran temel neden. Taraftarın tepkisi bu yüzden sürpriz değil, kaçınılmazdır.
Burada sorulması gereken soru şudur: Tribün protesto edince mi takım düşer, yoksa kazanamayan takım mı tribünü susturur? Samsunspor tarihinde tribün her zaman itici güç olmuştur. Taraftar susarsa değil, kırılırsa tehlike başlar.
“Makyajlı Samsunlular” ifadesi, haklı ya da haksız tüm eleştirileri aynı sepete koyuyor. Oysa tribünde öfkeyle bağıran da, sessizce başını öne eğip giden de aynı armanın sevdalısı. Taraftarı “iyi gün taraftarı” diye etiketlemek, sahadaki sorunları perdelemekten başka bir işe yaramaz.
Bu takımın sorunu protesto değil; istikrar eksikliği, maç kazanamama alışkanlığı ve özgüven kaybı. Yönetimin görevi bu tabloyu tribünle kavga ederek değil, güven vererek düzeltmektir. Çünkü bu şehirde taraftar susturularak değil, ikna edilerek kazanılır.
Samsunspor bugün sadece puan kaybetmiyor; dilini sertleştirdikçe camiayla arasındaki mesafeyi de açıyor. O mesafe açıldığında, sahadaki mağlubiyetler çok daha ağır hissedilir.
Ve unutmamak gerekir:
Bu kulübün gerçek sahibi, ne skor tabelasıdır ne de koltuklar.
Bu kulübün sahibi tribündür.




