

Osmanlı Devleti’nin Kıbrıs Adası’nı fethetmesinin arkasında sadece askerî ve siyasi sebepler değil, aynı zamanda dinî ve ahlaki hassasiyetler de yer almaktaydı. Özellikle Hz. Muhammed’in süt halasının Arap seferleri sırasında şehit olarak Kıbrıs’a defnedilmiş olması, Osmanlı devlet anlayışı açısından bu adanın Hristiyanların elinde kalmasını vicdanen kabul edilemez hale getirmişti.
Halifelik ve Dini Sorumluluklar
1517 yılında Yavuz Sultan Selim’in Mısır’ı fethetmesiyle birlikte Halifelik Osmanlı padişahlarına geçmiş, dolayısıyla İslam dünyasının liderliği Osmanlı’ya yüklenmişti. Mısır’daki Memlûklar, Kıbrıs’ın gelirlerini Mekke ve Medine halkına aktarıyorlardı. Mısır Osmanlılara geçince, bu görev de Osmanlı’nın sorumluluğuna girmiş oldu. Bu durum, Kıbrıs’ın Osmanlı topraklarına katılmasını dini bir zorunluluk haline getirmişti.
Korsan Tehlikesi ve Hac Yolculukları
Öte yandan, Venedik korsanlarının Osmanlı hacılarını taşıyan gemilere saldırması, hac yollarının güvenliğini tehdit ediyordu. Bu durum, Kıbrıs’ın fethini sadece dinî değil aynı zamanda stratejik ve güvenlik açısından da elzem kılıyordu.
Şeyhülislam Ebussuud Efendi’nin Fetvası
Bu gerekçelere dayanarak, Kıbrıs seferi öncesi Şeyhülislam Ebussuud Efendi’den fetva alınmıştır. Bu fetvada:
Kıbrıs’ın daha önce bir İslam beldesi olduğu,
Medrese ve camilerin tahrip edildiği,
İslam’ın aşağılandığı,
Venedik’in antlaşmalara sadık kalmadığı belirtilmiş;
Bu şartlar altında Venedik’e savaş açmanın ve Kıbrıs’ı almanın şeriata uygun olduğu ifade edilmiştir.
Sefer Kararı ve Devlet İçi Tartışmalar
Her ne kadar bu kadar çok gerekçe bulunsa da, Osmanlı yönetimi içinde görüş ayrılıkları yaşanmıştır.
II. Selim, Lala Mustafa Paşa, Piyale Paşa ve Şeyhülislam Ebussuud Efendi seferi desteklemiştir.
Ancak Sadrazam Sokullu Mehmed Paşa, 1540 Venedik Barış Antlaşması’nın yürürlükte olduğunu, Yemen ve Avusturya cephelerinde istikrar sağlanamadığını, İspanya’nın Endülüs Müslümanlarını yok etme politikalarına müdahale edilemeyeceğini, Süveyş Kanalı projesinin aksayacağını ve seferin maliyetinin yüksek olacağını belirterek çekimser kalmıştır.
Ancak II. Selim’in ısrarı ve diğer devlet erkânının baskısı sonucunda Sokullu da geri adım atmak zorunda kalmış ve Kıbrıs Seferi kararı alınmıştır.
KIBRIS SEFERİ VE FETİH SÜRECİ
Seferin Komutanı: Lala Mustafa Paşa
Padişah: II. Selim (Saltanatı: 1566–1574)
Kronolojik Gelişmeler:
| Tarih | Olay |
|---|---|
| Mayıs 1570 | Osmanlı donanması İstanbul’dan yola çıktı. |
| 1 Temmuz 1570 | Osmanlı donanması Kıbrıs’a ulaştı. |
| 22 Temmuz 1570 | Limasol teslim oldu. |
| 9 Eylül 1570 | Lefkoşa fethedildi. Yaklaşık 20.000 kişi öldü. |
| Eylül 1570 – 1 Ağustos 1571 | Magosa 11 ay kuşatıldı ve sonunda teslim oldu. |
| 7 Ekim 1571 | İnebahtı Deniz Savaşı’nda Osmanlı donanması büyük kayıp verdi. Ancak kara zaferi etkilenmedi. |
Önemli Muharebeler:
Lefkoşa Kuşatması: Osmanlı büyük zafer kazandı, başkent düştü.
Magosa Kuşatması: Zorlu direniş sonrası teslim alındı. Venedikli komutan Bragadin, halka yaptığı zulümler nedeniyle cezalandırıldı.
İnebahtı Deniz Savaşı: Osmanlı donanması kaybedildi ancak kısa sürede yeniden inşa edildi.
FETİH SONRASI DURUM
Kıbrıs, Osmanlı eyaleti (beylerbeyliği) haline getirildi.
Anadolu’dan getirilen Müslüman nüfus yerleştirildi.
Kiliseler camiye çevrildi, medreseler kuruldu.
Akdeniz’deki Osmanlı egemenliği güçlendirildi.
Kısaca özetleyecek olursak:
Kıbrıs’ın fethi, Osmanlı açısından sadece bir toprak kazanımı değil;
Peygamber ailesine duyulan saygının bir sonucu,
Hac yollarının güvenliğini sağlama girişimi,
İslam âlemine karşı dini sorumlulukların yerine getirilmesi,
Ve Akdeniz’de stratejik hâkimiyetin pekiştirilmesi olarak değerlendirilmelidir.
Fetih, Lala Mustafa Paşa’nın askerî dehası ve II. Selim’in kararlılığıyla başarıya ulaşmıştır. Tüm itirazlara rağmen bu adım, Osmanlı tarihinin önemli dönüm noktalarından biri olmuştur.
NOT: Kıbrıs’ta gömülü olan ve Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in süt halası olduğu rivayet edilen kişi:
Ümmü Haram bint Milhan’dır.
Ümmü Haram bint Milhan kimdir?
Hz. Muhammed’in akrabası ve süt halası olarak kabul edilir.
Ensar kadınlarındandır; Medineli sahabelerdendir.
Eşi, Ubade bin Samit adında bir sahabidir.
Hz. Peygamber’in Kıbrıs’a deniz seferine çıkan mücahitlerden övgüyle bahsettiği bir hadiste, bu seferde bulunmak istediğini söylemiş ve Peygamber Efendimiz ona dua etmiştir.
Halife Muaviye döneminde düzenlenen ilk deniz seferine katılmıştır.
Sefer sırasında bineğinden düşerek şehit olduğu rivayet edilir.
Vefatından sonra Kıbrıs’ın Larnaka şehrine defnedilmiştir.
Kabri Nerede?
Hala Sultan Tekkesi (Hala Sultan Dergâhı), Kıbrıs’ın güneyinde, Larnaka yakınlarında yer almaktadır.
Kıbrıslı Türkler ve diğer Müslümanlar tarafından kutsal bir ziyaretgâh olarak kabul edilir.
“Hala Sultan” unvanı, “Peygamber’in halası” anlamında kullanılmıştır.
-



