

Kıbrıs meselesi, Türkiye Cumhuriyeti’nin dış politika gündeminde yalnızca jeopolitik bir problem değil, aynı zamanda milli ve manevi değerlerin kesişim noktasında yer alan tarihî bir davadır. Bu davaya yön veren siyasetçiler arasında, 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı sırasında Başbakan Yardımcılığı görevini yürüten Prof. Dr. Necmettin Erbakan, özel bir yere sahiptir. Erbakan’ın Kıbrıs meselesine bakışı, dönemin diplomatik dengelerini aşan; milli bağımsızlık, İslam birliği ve anti-emperyalist mücadele anlayışıyla bütünleşen özgün bir perspektif sunar.
1. Milli Görüş Düşüncesi ve Kıbrıs’ın Anlamı
Erbakan’a göre Kıbrıs, yalnızca Türkiye’nin Akdeniz’deki güvenlik hattı değil; ümmetin onurunu ve Doğu Akdeniz’deki İslam varlığını temsil eden stratejik bir kaleydi. Milli Görüş ideolojisi içinde Kıbrıs, hem “milli savunma” hem de “moral misyon” açısından özel bir anlam taşımaktaydı. Erbakan, 1970 yılında kurduğu Milli Nizam Partisi’nin programında, “Türk dünyasının birlik şuuru ve İslam ülkeleriyle dayanışma” ilkesini temel almış, bu bağlamda Kıbrıs Türklerinin mücadelesini bir “iman görevi” olarak tanımlamıştır.
“Kıbrıs, sadece toprak parçası değil; Anadolu’nun sigortası, ümmetin sancağıdır.”
(Erbakan, 1973 seçim konuşması)
Bu anlayış, Erbakan’ın Kıbrıs meselesine Batı eksenli diplomatik çözümler yerine, “bağımsızlık ve direniş” temelinde yaklaşmasını beraberinde getirmiştir.
2. 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı ve Erbakan’ın Rolü
1974 yılında kurulan CHP–MSP koalisyonunda Erbakan, Başbakan Yardımcısı olarak Ecevit hükümetinin en kritik karar süreçlerinde yer aldı. 15 Temmuz 1974’te Yunanistan destekli Nikos Sampson darbesiyle Makarios’un devrilmesi, adada Türk toplumunun varlığını ciddi biçimde tehdit ettiğinde, hükümet içinde askeri müdahale fikrine en kararlı desteği Erbakan vermiştir.
Bakanlar Kurulu tutanaklarına göre Erbakan, harekât öncesi toplantılarda şunları söylemiştir:
“Garantörlük hakkımızı kullanmak, sadece bir tercih değil, tarihî bir mecburiyettir. Kıbrıs’a çıkmazsak, Anadolu tehlikeye girer.”
(Bakanlar Kurulu Tutanakları, Temmuz 1974)
ABD ve İngiltere’nin “müzakere yoluyla çözüm” baskılarına rağmen Erbakan, harekât kararının geciktirilmesine şiddetle karşı çıkmış; Türk Silahlı Kuvvetleri’nin “Barış Harekâtı”na giden sürecinde siyasi kararlılığın oluşmasında etkin rol oynamıştır.
Harekât sonrası yaptığı konuşmalarda ise operasyonu “savaş değil, zulme son verme” olarak nitelendirmiştir:
“Biz savaşmak için değil, barışı ve adaleti tesis etmek için oradayız. Bu, Kıbrıs Türkü’nün değil, bütün insanlığın zaferidir.”
(Erbakan, TBMM konuşması, Ağustos 1974)
3. Harekât Sonrası Dönem: Bağımsızlık Tezi ve İki Devletli Yaklaşım
1975 sonrasında uluslararası çevreler Kıbrıs’ta “iki toplumlu federasyon” çözümünü gündeme getirirken, Erbakan bu modele mesafeli yaklaştı. Ona göre Kıbrıs Türkleri, “eşit taraf” değil, “bağımsız bir halk” olarak kabul edilmeliydi. Bu tutum, günümüzde Türkiye’nin savunduğu “iki devletli çözüm” anlayışının entelektüel öncüllerinden biri olarak değerlendirilebilir.
“Kıbrıs Türkü, azınlık değildir. Adada iki millet vardır; bunlar eşit ve egemen olarak yaşamalıdır.”
(MSP Grup Toplantısı, 1975)
Erbakan, ayrıca Batı’nın Kıbrıs üzerinden Türkiye’ye uyguladığı ekonomik ve askeri ambargoları da “bağımsızlık sınavı” olarak yorumlamış, bu süreçte “milli sanayi ve savunma üretimi” fikrini ön plana çıkarmıştır. Bu yaklaşım, Milli Görüş hareketinin “ağır sanayi hamlesi” programına zemin hazırlamıştır.
4. 1990’larda Refah Partisi Dönemi ve Kıbrıs’ın Ümmet Perspektifindeki Yeri
Refah Partisi’nin 1990’lardaki politikalarında Kıbrıs, “İslam ülkeleriyle dayanışma ve emperyalizme direniş” sembolü olarak yer aldı. Erbakan, Batı’nın dayattığı Annan Planı benzeri çözüm modellerine açık biçimde karşı çıkmış ve bu planları “Kıbrıs’ı NATO’ya üs yapan emperyalist projeler” olarak nitelemiştir.
“Kıbrıs’ta mesele, sadece toprak değil, iman meselesidir. Oradaki Türk varlığı, İslam dünyasının şerefidir.”
(Erbakan, 1996, Refah Partisi Genel Başkanlığı Dönemi)
Bu dönemde D-8 projesini geliştirirken Kıbrıs’ı da “Doğu Akdeniz’de İslam ülkeleri arasındaki stratejik dayanışma hattı” olarak değerlendirmiştir.
5. Bir Devlet Adamı Olarak Erbakan ve Kıbrıs’ın Mirası
Necmettin Erbakan’ın Kıbrıs davasına yaklaşımı, yalnızca 1974’teki harekâtın siyasi desteğiyle sınırlı değildir. O, Kıbrıs meselesini milli bağımsızlık, inanç, adalet ve medeniyet mücadelesi olarak tanımlamıştır. Bu bakış açısı, Türkiye’nin 2000’li yıllarda benimsediği “iki devletli çözüm” politikasının düşünsel temelini oluşturmuş, aynı zamanda İslam dünyasında “direniş eksenli dış politika” anlayışının da öncüsü olmuştur.
Erbakan’ın Kıbrıs vizyonu, bugün de Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki varlık mücadelesine ışık tutan şu temel cümlede özetlenebilir:
“Kıbrıs, sadece Kıbrıs değildir; Anadolu’nun geleceği, İslam dünyasının şerefi ve bağımsızlık idealinin simgesidir.”



