Web sitemizde yer alan haber içerikleri izin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Kanuna aykırı ve izinsiz olarak kopyalanamaz, başka yerde yayınlanamaz.
Ne zaman Türkiye’de bir enerji yatırımı gündeme gelse, aynı senaryo tekrar ediyor.
HES yapılacak… Karşı çıkılıyor.
Nükleer santral yapılacak… Karşı çıkılıyor.
Rüzgâr santrali kurulacak… Karşı çıkılıyor.
Güneş enerji santrali yapılacak… Karşı çıkılıyor.
Doğalgaz santrali kurulacak… Karşı çıkılıyor.
Biyokütle tesisi yapılacak… Karşı çıkılıyor.
Peki sonra?
Bu ülke elektriğini nereden üretecek?
86 milyon insanın kullandığı elektrik, sanayinin üretimi, hastanelerin cihazları, okulların aydınlatılması, metrolar, trenler, veri merkezleri, fabrikalar… Bunların hepsi nasıl çalışacak?
Yoksa çözümümüz mum ışığında yaşamak mı?
Kimse çevreyi korumaya karşı değildir. Ormanlarımızı, nehirlerimizi, tarım arazilerimizi korumak hepimizin ortak görevidir. Ancak çevreyi korumak adına her projeyi peşinen reddetmek de ülkeye hizmet değildir.
Dünyanın gelişmiş ülkeleri tek bir enerji kaynağına bağlı kalmıyor. Güneşi kullanıyor, rüzgârdan faydalanıyor, hidroelektrik santraller kuruyor, nükleer enerji üretiyor, gerektiğinde doğalgazdan da yararlanıyor. Çünkü biliyorlar ki enerji bağımsızlığı, ekonomik bağımsızlığın temel şartlarından biridir.
Bizde ise çoğu zaman “istemiyoruz” demek, çözüm üretmekten daha kolay geliyor.
Bir projeye itiraz edebilirsiniz. Hatta etmelisiniz. Eksiklerini ortaya koyabilir, çevreye zarar verecek yönlerini eleştirebilirsiniz. Ama o zaman şu soruya da cevap vermelisiniz:
Yerine ne öneriyorsunuz?
Çünkü enerji ihtiyacı sloganlarla karşılanmaz.
Elektrik, sosyal medya paylaşımlarıyla üretilmez.
Sanayi, itirazlarla çalışmaz.
Türkiye’nin ihtiyacı, ideolojik kamplaşmalar değil; bilimin rehberliğinde hazırlanmış, çevreyi gözeten ve enerji arz güvenliğini sağlayan akılcı politikalardır.
Her yatırım denetlensin.
Çevre standartları tavizsiz uygulansın.
Doğa korunsun.
Ama ülkenin enerji ihtiyacı da göz ardı edilmesin.
Unutmayalım; güçlü devletler sadece enerji tüketen değil, enerjisini güvenli, sürdürülebilir ve çeşitli kaynaklardan üretebilen devletlerdir.
Her şeye “hayır” demek kolaydır. Asıl mesele, ülkenin geleceği için uygulanabilir çözümler ortaya koyabilmektir.