

Türk milletinin esarete karşı onurlu direnişinin adı olan Milli Mücadele, yalnızca cephelerde verilen savaşlarla değil, halkın topyekûn gösterdiği fedakârlık ve cesaretle kazanılmıştır. Bu mücadelenin ilk kıvılcımları ise hiç kuşkusuz 19 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a çıkışıyla, ardından 25 Mayıs’ta Havza’ya gelişiyle yakılmıştır.
Bugün Kahramanmaraş, Şanlıurfa, Gaziantep gibi şehirler, gösterdikleri direnişin sembolü olarak resmî unvanlarla onurlandırılmış; İnebolu, Samsun ve Trabzon gibi şehirler ise İstiklal Madalyası ile ödüllendirilmiştir. Peki ya Havza?
Mustafa Kemal Paşa’nın bizzat “Kahraman Havzalılar!” hitabıyla yücelttiği bu ilçe, neden hâlâ resmî olarak bu unvana sahip değildir?
Havza’nın Tarihi Rolü
Mustafa Kemal Paşa, Samsun’dan sonra 25 Mayıs 1919’da Havza’ya gelmiş ve burada 12 Haziran’a kadar kalmıştır. Bu süreçte yaptığı faaliyetler, Milli Mücadele’nin ilk halk hareketlerine dönüşmesini sağlamıştır. 28 Mayıs 1919’da yayımlanan Havza Genelgesi, Anadolu genelinde işgallere karşı mitingler yapılmasını ve halkın örgütlenmesini teşvik eden ilk resmî belgedir.
Mustafa Kemal, Havza’da:
İşgallere karşı halkı bilinçlendirmiş,
Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin kurulmasını teşvik etmiş,
Direnişin halk eliyle yürütülebileceğini göstermiştir.
Dahası, Mondros Ateşkes Anlaşması gereği toplanan Osmanlı silahlarının Samsun’a sevki sırasında, Havzalılar bu silahlara el koyarak ilk fiilî direniş örneklerinden birini gerçekleştirmiştir.
Müdafaa-i Hukuk’un İlk Nefesi: Havza
Havza’da kurulan Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, Milli Mücadele’nin halk tabanında karşılık bulmaya başladığını gösteren ilk örneklerden biridir. Direniş yalnızca fikir düzeyinde kalmamış, gönüllü birliklerin ve milislerin oluşumuna da zemin hazırlamıştır.
Bu, aslında Anadolu’da bağımsızlık fikrinin halk içinde yeşerdiği ilk noktalardan biri olduğunun kanıtıdır.
1924 Ziyareti ve “Kahraman Havzalılar” Sözü
Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyet’in ilanından sonra 1924 yılında Havza’ya ikinci ziyaretini gerçekleştirmiştir. Bu ziyarette halka seslenirken şu ifadeyi kullanmıştır:
“Muhterem Havzalılar, ilk cüreti, ilk cesareti gösteren, ilk teşkilatı yapan sizlersiniz. İnkılap ve Cumhuriyet tarihinde Kahraman Havza’nın ve Havzalıların büyük bir yeri vardır.”
Gazi Mustafa Kemal AtatürkBu söz, yalnızca bir övgü değil, tarihsel bir tespittir. Bu ifade ile Atatürk, Havza halkına fiilen “Kahraman” unvanını vermiştir.
Resmî Unvan Artık Gecikmemeli
Cumhuriyet tarihi boyunca bazı şehirler, direnişleri dolayısıyla resmî unvanlarla onurlandırılmıştır:
Kahramanmaraş (1973)
Şanlıurfa (1984)
Gaziantep (1921)
Ayrıca İnebolu, Samsun ve Trabzon gibi iller İstiklal Madalyası ile onurlandırılmıştır.
Ancak bu şehirlerin yanında, Milli Mücadele’nin ilk toplumsal direniş hareketlerinin merkezi olan Havza’nın bu şekilde anılmaması, ciddi bir eksikliktir.
Çağrı
Havza, sadece bir geçiş noktası değil; Milli Mücadele’nin teşkilatlandığı, halkın örgütlendiği, silahların sahiplenildiği, direniş ruhunun ilk kez hayata geçtiği tarihi bir karargâhtır. Atatürk’ün de açıkça ifade ettiği gibi, “Kahraman Havzalılar” bu mücadelenin sessiz ama güçlü aktörleridir.
Artık bu unvanın resmiyet kazanması, sadece Havza halkı için değil, tarihî mirasımız açısından da bir vefa borcudur. Devletin yetkili kurumları bu çağrıya kulak vermeli, Havza’ya “Kahraman” unvanı resmen verilmelidir.
Bu adım, hem Atatürk’ün tarihî sözünü taçlandırmak hem de Milli Mücadele’nin bütüncül bir şekilde anılmasını sağlamak adına gecikmiş ama yerinde bir karardır.



