

Süper Kupa’nın ardından yine tanıdık bir senaryo ile karşı karşıyayız. Türkiye Futbol Federasyonu bu sezon Süper Kupa organizasyonunu farklı bir formatla oynatacağını aylar öncesinden ilan etti. Lig şampiyonu, Türkiye Kupası şampiyonu ya da finalisti ile lig ikincisi ve üçüncüsünün katıldığı; yarı final ve finalden oluşan bir sistem… Amaç son derece netti: Ligin en iyi takımlarını bir araya getirerek sporseverlere daha rekabetçi, daha kaliteli maçlar izletmek.
Bu sistem futbolu yakından takip edenler için hiç de yabancı değil. İtalya’da, İspanya’da yıllardır uygulanan bir modelden bahsediyoruz. Kimse oralarda “federasyon bir takıma kupa kazandırmak için bu sistemi getirdi” demiyor. Çünkü futbol aklı, sonuçtan bağımsız olarak konuşmayı gerektirir.
Gelelim asıl meseleye…
Kuralar çekildi. Maçlar oynandı. Sahada mücadele edildi. Ve finalde Fenerbahçe, Galatasaray’ı yenerek kupayı kazandı. İşte tam da bu noktadan sonra bazı Samsunspor ve Trabzonspor taraftarlarının bir kısmı ortaya çıktı ve başladı aynı ezberi tekrarlamaya:
“Federasyon bu sistemi Fenerbahçe’ye kupa kazandırmak için getirdi.”
Gerçekten sormak gerekiyor:
Ya arkadaş, siz şaka mısınız?
Madem bu sistem adaletsizdi, madem federasyonun niyeti belliydi, neden maçlar oynanmadan önce tek kelime etmediniz? Neden kuralar çekildiğinde sesiniz çıkmadı? Yarı finaller oynanırken neredeydiniz? Yoksa itirazlar sadece kupa elinizden gidince mi aklınıza geliyor?
Bir de şu sorunun cevabını dürüstçe vermek lazım:
Eğer bu kupayı siz kazansaydınız bugün ne konuşuyor olacaktık?
Muhtemelen “Avrupa standartlarında organizasyon”, “Türk futbolu adına önemli adım”, “Hak eden kazandı” manşetleri atılacaktı. Ama kazanan Fenerbahçe olunca sistem bir anda “şaibeli” oluverdi.
Trabzonsporlu kimliğiyle objektifliğiyle tanınan gazeteci Barış Yurduseven’in sözleri bu noktada oldukça anlamlıdır:
“Fenerbahçe hiç kimsenin ikinci takımı değildir.”
İşte tam olarak mesele de budur. Fenerbahçe, kimsenin arkasına saklanacağı bir kulüp değildir. Ne federasyonun, ne başka bir camianın. Tam tersine; Türkiye’de başarı kazandığında en çok tartışılan, en çok hedef alınan kulüptür. Çünkü Fenerbahçe kazandığında mazeretler devreye girer, senaryolar yazılır, niyet okumaları başlar.
Galatasaray’ı “ikinci takım” olarak görenler ise bu tür anlarda çok hızlı organize olabiliyor. Sosyal medyada aynı cümleler, aynı etiketler, aynı suçlamalar bir anda dolaşıma giriyor. Ama olsun… Bu yolun bir bedeli varsa, yalnız yürünse bile büyütür insanı.
Futbol sahada oynanır. Kurallar önceden belliyse, herkes için eşitse ve maçlar oynanıp sonuç alınmışsa gerisi sadece gürültüdür. Fenerbahçe bu kupayı sahada aldı. Ne masa başında, ne federasyon koridorlarında. Beğenen alkışlar, beğenmeyen bahane üretir.
Ama gerçek değişmez:
Kupayı kazanan Fenerbahçe’dir.
Gerisi ise yine alışıldık bir futbol iklimi…




