

Samsunspor, yalnızca bir futbol takımı değil; Karadeniz’in direnişidir, Anadolu’nun inadıdır. Bu kulübün formasını sırtına geçiren herkesin, sadece ayaklarıyla değil, kalbiyle de sahada olması gerekir. Son dönemde yaşananlar ise bu ruhun bazı isimlerde eksik olduğunu açıkça gösteriyor.
Özellikle Emre ve Okan’ın performansları bir yana, geldikleri kulüp ile olan geçmiş bağları, Samsunspor tribünlerinde derin bir aidiyet sorununu gündeme getirmiş durumda. Bu oyuncuların sahadaki tutumları, taraftarla aralarındaki mesafeyi hiç kapatamadı. Tribünlerin beklentisi, formasına sadakat gösteren, kulübün değerlerine uygun davranan oyuncular yönündeyken; bu iki ismin varlığı bu uyumu bir türlü sağlayamadı.
Hafızalar taze… Galatasaray maçının ardından Başkan Yüksel Yıldırım’ın yaptığı açıklama, bu konudaki hassasiyeti zaten açıkça ortaya koymuştu. Başkan, “O futbolcuların aklı ile kalbi çelişmiş olabilir” diyerek, oyuncuların eski kulüpleriyle olan duygusal bağlarının Samsunspor’a odaklanmalarını engellemiş olabileceğine işaret etmişti. Bu sözler, sahada hissedilen tereddüdün, tribünde yaşanan kırgınlığın bir başka ifadesiydi.
Bugün gelinen noktada şu açıkça görülüyor: Bu isimlerle devam etmek, ne takımın iç huzuruna ne de kulübün marka değerine katkı sağlar. Samsunspor’un yıllar içinde oluşturduğu pozitif, sempatik imaj, son dönemde bu isimlerin etkisiyle yıpranmış durumda. Eskiden herkesin saygı duyduğu, sempatiyle desteklediği bu takım, artık Galatasaray taraftarları hariç mesafeyle izleniyor.
Samsunspor, yeniden ruhunu hatırlamalı. Bu forma, sadece yeteneği değil; yüreği, karakteri ve kulübe bağlılığı da ister. Sezon sonunda Emre ve Okan ile yolların ayrılması, bu kulübün geleceği için bir zorunluluktur. Çünkü sahadaki mücadele kadar, soyunma odasındaki atmosfer ve taraftarla kurulan gönül bağı da başarıyı belirler.
Yeni sezona, bu bağı yeniden kuracak isimlerle başlamak şart. Samsunspor’un gerçek ruhu, onu kalpten benimseyenlerle yeniden yükselecektir.



