Web sitemizde yer alan haber içerikleri izin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Kanuna aykırı ve izinsiz olarak kopyalanamaz, başka yerde yayınlanamaz.
Derdini dert bellediğimiz, sevincini düğün, acısını kıyamet saydığımız kardeş Türk devletleri Türkmenistan, Kazakistan ve Özbekistan’ın Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nde büyükelçilik açma kararını derin bir hayal kırıklığı ve üzüntüyle karşılıyorum.
Bu topraklarda “kardeşlik” sadece sözde değil, gönülde ve özde yaşanır. Biz Türk milleti olarak yıllardır aynı kültürü, aynı tarihi, aynı acıları ve aynı hayalleri paylaştığımız bu devletleri yalnızca diplomatik ortak değil, can kardeşi bildik. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) varlığı, bizim için sadece bir siyasi mesele değil, bir milli onur, bir varlık mücadelesidir.
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, tarihte Türk halkına karşı uyguladığı baskılar, katliamlar ve haksız politikalarla hafızamızda derin yaralar açmıştır. Bu rejim, Kıbrıs Türk halkının haklarını tanımayan, tek taraflı çıkar peşinde koşan bir zihniyeti temsil etmektedir. Böyle bir rejime yönelik diplomatik adımlar atmak, yalnızca KKTC’ye değil, tüm Türk milletinin onuruna gölge düşürür.
Türkmenistan, Kazakistan ve Özbekistan’ın bu kararları, kardeşlik hukuku ve milli dayanışma ilkeleriyle örtüşmemektedir. Bu adımlar, hem KKTC’ye yönelik haklı mücadelenin zayıflatılması hem de Türk dünyası arasında oluşan güven duvarının sarsılması anlamına gelir.
Bu nedenle, bu kararı bütün kalbimle protesto ediyor ve ilgili devletleri, tarihsel bağlarımızı ve milli hassasiyetlerimizi dikkate alarak bu yanlış adımdan geri dönmeye davet ediyorum. Kardeşlik, sadece iyi günde omuz omuza durmak değil, zor günde de birlikte direnebilmek demektir.
Unutulmasın ki, Türk dünyası ancak birbirine sahip çıkarak güçlenir. Bu yolda atılan her adımın, bin yıllık kardeşlik hukukuna uygun olması şarttır.