Web sitemizde yer alan haber içerikleri izin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Kanuna aykırı ve izinsiz olarak kopyalanamaz, başka yerde yayınlanamaz.
Ortadoğu bir kez daha kaynıyor. İsrail savaş uçaklarının İran’da beş ayrı bölgeyi bombalaması, sadece bir askeri müdahale değil; yıllardır adım adım işleyen Büyük Ortadoğu Projesi’nin (BOP) son evresine geçildiğinin göstergesidir. Suriye’yi fiilen işgal eden ABD ve İsrail, şimdi gözlerini İran’a dikmiş durumda.
Ama durun…
Asıl hedef yalnızca İran mı?
Yoksa sıra çoktan Türkiye’ye mi geldi?
Bir Harita, Bir Plan, Bir Çember
BOP denilen emperyalist planın ilk hedefleri belliydi: Afganistan, Irak, Suriye, Libya… Her biri ya parçalandı ya da etkisizleştirildi. Bugün hedef tahtasında İran var. Çünkü İran’ın parçalanması demek, Türkiye’nin doğusunda bir Amerikan-İsrail kuşağının tamamlanması demek.
Suriye’nin kuzeyinde PKK/YPG kuşağı…
Irak’ın kuzeyinde Barzani-PKK yapılanması…
İran’ın batısında Kürt ayrılıkçılığı ve Beluci isyanları…
Ve bütün bu kuşatmanın ortasında, kendi iç çelişkileriyle uğraşan bir ülke: Türkiye.
İşte tam bu noktada, yıllar öncesinden bu tabloyu gören bir isim vardı: Emekli Tümgeneral Osman Pamukoğlu. Onun o uyarısı bugün tokat gibi yüzümüze çarpıyor:
“Türkiye acilen 6. Orduyu kurmalıdır!”
6. Ordu Neyi Temsil Ediyor?
Pamukoğlu Paşa’nın “6. Ordu” önerisi; yalnızca bir askeri birlik değil, Türkiye’nin doğrudan varlık mücadelesine karşı geliştireceği stratejik kalkandır. Çünkü Türkiye, artık yalnızca sınırlarını değil, bütün coğrafi varlığını hedef alan çok cepheli bir kuşatma altındadır.
6. Ordu önerisiyle Pamukoğlu ne diyordu?
Sınır ötesi tehditlere hızlı ve kararlı cevap verecek özel yapılanmış bir kuvvet!
Siyasetten arındırılmış, devletin bekasına adanmış komuta yapısı!
Güneydoğuda pasif savunma değil, aktif caydırıcılık!
Gerektiğinde Suriye’nin kuzeyine, Irak’ın derinliğine ve İran sınır hattına hızla müdahale edebilecek kabiliyet!
Bugün İran’da yaşananlar gösteriyor ki bu ordu sadece sınırı değil, geleceği koruyacak bir “jeopolitik bariyer” olacaktır.
İran’ın Düşmesi Ne Demektir?
İran, eksikliklerine ve çelişkilerine rağmen, bölgede Batı’nın diz çöktüremediği son büyük direnç ülkesidir. İran’ın parçalanması, Türkiye’nin doğusundaki ateş çemberinin tamamen kapanması anlamına gelir. Ve bu kuşatmanın sonuçları sadece askeri değil, etnik, mezhepsel ve sosyolojik çatışmaları da tetikleyecektir.
Doğuda Kürt, Zaza, Arap nüfuslar üzerinden mikro kimlik çatışmaları…
Suriye sınırında daha da pervasızlaşan ABD-PKK yapısı…
Yani mesele sadece İran değil. Mesele Türkiye’nin parçalanıp parçalanmayacağı meselesidir.
Pamukoğlu Paşa Ne Demek İstedi?
Osman Pamukoğlu, yıllar boyunca Hakkâri dağlarında terör örgütüne karşı operasyonlar yürütmüş, siyasete de girerek devleti yapısal olarak eleştirmiş bir komutandır. Ona göre Türkiye’nin güvenliği yalnızca “mevcut ordu sayısıyla” sağlanamaz. Yeni tehdit türleri, yeni askeri konseptler gerektirir. 6. Ordu tam da bu anlayışın ürünüdür:
“Tehlike sınırda değil, evin kapısındadır.”
Bugün İsrail’in İran’a düzenlediği hava saldırıları, o kapının artık açık olduğunu gösteriyor.
Türkiye Ne Yapmalı?
1. Askeri yapılanmasını yeniden şekillendirmelidir. 6. Ordu, doğu ve güneydoğu odaklı olarak acilen yapılandırılmalıdır.
2. S-400 gibi sistemler yetersizdir. Türkiye, hava ve uzay savunma kabiliyetini artırmalı, caydırıcı stratejik silahlara sahip olmalıdır.
4. Medya, akademi ve bürokrasi cephesinde “psikolojik savunma” hattı oluşturulmalıdır. Zihinler işgal edilirse, sınırlar da düşer.
5. Milli doktrin yeniden inşa edilmelidir. Türkiye’nin dış politikası; NATO’nun gölgesinde değil, Anadolu’nun hakikatinde şekillenmelidir.
Hazır Olmayan Milletin Haritasını Başkaları Çizer
İran bombalanıyor. Suriye paramparça. Irak bir Amerikan garnizonu.
Ve Türkiye hâlâ “dış güçler yok” diyerek kendi kendini avutuyor.
Pamukoğlu Paşa yıllar önce ne demişti?
“Silahı olan değil, iradesi olan kazanır.”
Şimdi Türkiye’nin bir tercihi var: Ya kendi kaderini çizecek, ya başkalarının yazdığı haritanın içinde kaybolacak. 6. Ordu bir rakam değil, bir uyanış çağrısıdır.