

Türkiye ile Yunanistan arasında oynanan Avrupa Basketbol Şampiyonası yarı final maçının ardından TRT spikeri Tufan Ersöz’ün söylediği: “28 sayı öndeyiz, denize döktük denize!” sözü bazı çevrelerce tepkiyle karşılandı. Bu söz, Kurtuluş Savaşı’nda Anadolu’yu işgal eden Yunan ordusunun geri püskürtülmesini simgeler. Elbette, sporda tarihi göndermeler hassas olabilir; ancak bu ifade, bir halkı değil, bir işgal gücüne karşı kazanılmış zaferi anlatır.
Ne var ki, bu söze “şovenist” ya da “nefret içeriyor” diyerek karşı çıkanlar, nedense Yunanistan’ın resmî milli marşındaki açık Türk düşmanlığına karşı aynı hassasiyeti göstermez. Dionysios Solomos’un yazdığı ve bugün hâlâ okullarda okutulan Yunan Milli Marşı, Türklere yönelik aşağılayıcı, dini değerleri hedef alan ve şiddeti öven ifadelerle doludur: “Her Türk tohumu boğulsun”, “Pis kanları nehir gibi aktı”, “Allah diye böğürerek öldüler” gibi dizeler, bir ülkenin resmi marşında yer alıyor.
Bu marş, yalnızca geçmişte yaşanan savaşı değil, bugüne taşınan düşmanlık duygularını da beslemektedir. Türk öğrencilerin “Türküm, doğruyum, çalışkanım” diyerek ettiği Andımız bile kaldırılırken; çocuklarına Türklük düşmanlığı aşılayan bir marşın hâlâ Yunanistan’da gururla okutulması düşündürücüdür.
Eleştirilerde samimi olunmalı. Barış ve karşılıklı anlayış isteniyorsa, tek taraflı öz eleştiriler değil; karşılıklı yüzleşme gerekir. Spikerin sözüne tepki gösterip, Yunan milli marşındaki ırkçı ve nefret dolu ifadeleri görmezden gelmek, çifte standarttan başka bir şey değildir.



