

Birinci Dünya Savaşına giren Osmanlı Devleti, müttefiki Almanya ile birlikte Mısır ve Süveyş
Kanalı üzerine bir sefer planlamaktaydı. İngiltere’nin elinde bulunan Mısır, İngilizlerin
Hindistan’dan batıya asker sevkinde önemli bir üs konumundaydı. Buradan İngilizlerin batı
cephesine, özellikle Çanakkale’ye yapacağı asker sevkiyatı, düzenlenecek olan Kanal Seferi ile
durdurulabilirse İttifak grubu batıda daha rahat mücadele edebilecekti.
Kanal Seferi’nin yapılmasına karar verildikten sonra Başkumandan Vekili ve Harbiye Nazırı
Enver Paşa, Mısır üzerine yapılacak seferin hazırlığına başlamıştır. Kanal Seferi için ilk olarak IV.
Ordu Kumandanı Halepli Zeki Paşa’ya görev verilmiştir. Ancak Zeki Paşa’nın, bu seferden başarı
elde edilemeyeceğini ileri sürerek görevden affını istemesi üzerine görev Cemal Paşa’ya teklif
edilmiştir. Cemal Paşa’yı konağına davet eden Enver Paşa, Süveyş Kanalı üzerine bir harekât
yaparak Hint askerlerini Mısır’da tutmayı, böylece İngilizlerin Çanakkale Boğazı’na çıkarma
yapmalarına engel olmayı istediğini anlatmıştır. Muhtemel askerî harekâtın ayrıntılarını açıklayan
Enver Paşa, IV. Ordu Kumandanlığı göreviyle birlikte Kanal Seferinin hazırlanıp icrası ve
Suriye’de asayişin temini görevlerini Cemal Paşa’ya teklif etmiştir. Bu sırada Bahriye Nazırı olan
Cemal Paşa tereddüt göstermeden görevi kabul etmiştir.
Böylece yürüttüğü Bahriye Nazırlığı görevine ek olarak Kilikya, Suriye, Filistin ve Hicaz
Genel Valiliği ile IV. Ordu Kumandanlığının sorumluluğu da Cemal Paşa’ya verilmiştir. Paşa’nın
IV. Ordu Kumandanlığına getirilmesindeki amaç Kanal Seferini düzenlemek ve görev bölgesindeki
Arap ayrılıkçı cereyanları önleyerek asayişi temin etmekti.
6 Aralık 1914’te Şam’a ulaşan Cemal Paşa, bir taraftan Alman komutanlarla birlikte Süveyş Kanalı üzerine
düzenleyeceği seferin hazırlıklarını yaparken, diğer taraftan bölgedeki ayrılıkçı unsurları kontrol altında tutmaya
çalışmıştır. Cemal Paşa’nın IV. Ordu Kumandanlığına atanmasından kısa bir süre önce İstanbul’da
bulunan Mısır Hidivi Abbas Hilmi Paşa, yayınladığı bir beyanname ile Mısır ve Sudan halkına
çağrı yaparak, işgalci İngilizlere karşı Osmanlı Devleti’nin yanında yer almalarını istemiştir.
Yine Padişah da Mısır’ı kurtarmak amacıyla düzenlenecek olan seferde Mısırlıların desteğini istemiştir.
Hatta Kanal Seferine Abbas Hilmi Paşa’nın da katılması düşüncesine Cemal Paşa’nın karşı çıktığı
da bilinmektedir. Cemal Paşa’nın öncelikli hedefi muhtariyet talep eden, ıslahatçı ve ayrılıkçı unsurların
çalışmalarına engel olmaktı. Paşa, devlet otoritesini sağlamak ve asayişi temin edebilmek için
Suriye’de otoriter bir idare tarzı uygulamak zorunda kalmıştır. Diğer taraftan, Arap milliyetçilerini
halk desteğinden yoksun bırakmak ve devlete güveni temin için oldukça uzlaşmacı bir yol takip
etmiştir. Bu sırada İttihat ve Terakki’nin Türkçü ve merkeziyetçi bir politika izlemesi karşısında
Arap milliyetçi unsurların tepkileri devam etmiştir. Nitekim Suriye’ye gelişi sırasında bazı
huzursuzluklarla karşılaşmış olan Cemal Paşa, tüm olumsuzluklara rağmen Arap milliyetçilerini
kazanmaya gayret etmiştir. Uzlaşmacı tavrını sürdüren Paşa, cihat ve halifelik temalarını ön plana
çıkararak Arapları Türklerle birlikte Osmanlı çatısı altında tutmaya gayret etmiştir.
Arap milliyetçiliğinin bölgede yayılmasını önlemek isteyen Cemal Paşa, bir yandan Arap
milliyetçiliği propagandası yapan Mısır kaynaklı neşriyatın Suriye’ye sokulmasını yasaklarken,
diğer yandan Müslüman Arapların desteğini kaybetmemeye gayret etmiştir. Arap ileri gelenleriyle
ikili ilişkilerini geliştiren Paşa, bazı Arap milliyetçileri vasıtasıyla edebiyat müsameresi
düzenleyerek Arapların sempatisini kazanmaya çalışmış, Arap tarihiyle ilgili konuşmaları ve
Arapları öven şiirleri memnuniyetle dinlemiştir. Böyle bir müsamerenin sonunda yaptığı konuşmada;
Türkçülüğün Araplara karşı bir düşünce olmadığını, düşmanların iki milleti birbirine düşürmeye çalıştığını,
Türklerle Arapların etle kemik gibi bir bütün olduğunu, İttihat ve Terakki’nin de Türkleri ve Arapları
İslam Halifesinin bayrağı altında bir arada görmek istediğini vurgulamıştır. Cemal Paşa, Suriye’ye geldikten
sonra bölgedeki Arap ileri gelenleri ve şeyhlere dostluk mektupları gönderdiği gibi, halkı yanına çekmek için onları
savaş yükümlülüklerinden muaf tutmuştur. Ordunun bölge halkından alacağı her şeyin parasının peşin olarak
ödeneceğini ilan etmiştir. Böylece bölge halkının sempatisini kazanmıştır. Bu sırada devleti destekleyen gösteriler
bile yapılmıştır. Bütün iyi niyetli çabalara rağmen Arap ayrılıkçı hareketlerin bağımsızlık emellerini devam
ettirdiğini öğrenen Cemal Paşa uzlaşmacı tavrını bir tarafa bırakmıştır. Suriye, Lübnan, Arabistan
ve Mısır’daki milliyetçi Arap liderlerin ihtilalci fikirlerini yaymaya devam ettikleri istihbarat
raporlarıyla tespit edilmiştir. Milliyetçi Araplar, devletin savaşa girmesi durumunda yıkılacağını,
Arapların bu duruma hazırlıklı olması gerektiği fikrini yaymaktaydılar. Mısır’daki ayrılıkçı Arap
cemiyetleri yaptıkları neşriyatla halkı galeyana getirmeye ve Suriye’ye gönderdikleri şahıslar.
Yarın: Aliye Divân-ı Harb-i Örfîsi ve Yargılamalar



