

Şu Boğaz Harbi Nedir? Var mı ki dünyada eşi?
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi,
Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya,
***
Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk.
Sade bir hadise var ortada: Vahşetler denk.
Kimi Hindu, kimi Yamyam, kimi bilmem ne bela…
Hani tauna da züldür bu rezil istila…
***
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!
Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer.
Ne büyüksün ki, kanın kurtarıyor Tevhid’i…
Bedr’in aslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
***
18 Mart 1915 tarihinde o dönemin en büyük donanması karşısında elde edilen Çanakkale Zaferi, tarih kitaplarına altın harflerle yazılmıştır. Dünyadaki güç dengesi kadar tarihin seyrini de değiştiren Çanakkale Zaferi ile Türk ordusu kesin bir zafer kazanmıştır.
Bugün; Türk’ün ulusal savaş tarihine altın harflerle yazılan Çanakkale Zaferi’nin 108. Yıldönümünü kutlamakta ve vatanımız için canlarını seve seve feda eden şehitlerimizin Şehitler Günü’nün onurunu ve gururunu yaşamaktayız.
Biz bugün burada bir daha dönmemek üzere gidenlerin, tarihin yazdığı en gerçek, en şerefli kahramanları yad etmek üzere Çanakkale şehitlerini hatırlamak üzere buradayız.
Çanakkale’de, yüz binlerce vatan evladı, bu vatanın bedelini ödemek üzere Çanakkale’ye çağrılmıştır. Amacımız geçmişteki savaşların zaferleriyle mutlu olmak değil, eğer amaç vatan savunmasıysa, eğer amaç hürriyet davasıysa, bir ölüm kalım mücadelesiyse, buna savaş diyemezsiniz ve bunu anlatmak boynumuzun borcudur.
Çünkü, vatan dediğimiz bu toprak, diyeti ağır ödenmiş bir topraktır. Bana deseler ki, Çanakkale’yi üç kelimeyle anlatın.
Derdim ki;
GELDİLER,
GÖRDÜLER,
VE DÖNDÜLER.
Evet, geldiler 1915 yılında, Birinci Dünya Savaşı’nı galip bitirmek isteyen ve gemileriyle Çanakkale Boğazını geçip İstanbul’u almak isteyen düşman devletlere karşı kahraman ordumuz, İngiliz ve Fransız donanmalarına karşı Çanakkale Boğazı’nda aylar süren bir dizi deniz ve kara savaşı yapmıştır. 300 bin askerimizin şehit olduğu bu savaşlar sonucunda, düşman donanmaları ağır kayıplar vererek geri çekilmişlerdir. Çanakkale Savaşlarının denizle ilgili bölümü, 18 Mart 1915 tarihinde, düşman gemilerinin geri çekilmeleriyle sonuçlanmıştır.
Çanakkale boğazını gemilerle geçemeyeceklerini anlayan düşman kuvvetleri, bu kez topraklarımıza karadan girmeyi denemişlerdir. İngiliz, Fransız, Avustralya, Yeni Zelanda ve diğer bazı sömürge ülkelere ait askerler, 25 Nisan 1915 günü karadan çıkarma yapmaya başlamışlardır. Böylesi bir günde cephanesi biten askerlerine karşı ulu önderimiz 19. Tümen Komutanı Mustafa Kemal Atatürk -Süngü tak emrini vermiş ve yıllarca Türk ulusunun hafızasından silinmeyecek «Ben size taarruz emretmiyorum. Ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman içinde yerimize başka kuvvetler ve başka komutanlar geçebilir» sözlerini söylemiştir. Böylelikle tarihin bu en büyük siper savaşı başlamış ve uzun süren mücadeleler sonrası parlak umutlarla karaya ayak basan birleşik düşman ordusu 1916 kışında bozguna uğrayarak çekip gitmek zorunda kalmıştır. Savaşta şehit olmayı en büyük rütbe sayan bir millete karşı kim durabilir? Duramadılar ve geldikleri gibi gittiler.
Çanakkale Zaferi, vatanın bütünlüğü ve ulusun bağımsızlığı söz konusu olduğunda, Türk milletinin neleri başarabileceğinin en güzel kanıtıdır. Çanakkale utançla yaşamak yerine onurla ölmeyi tercih edenlerin savaşıdır. Çanakkale, dualarla atılan her adımda inancın ispatı bağımsızlık sevdasının yaşanmış gerçekliğidir. Çanakkale Savaşı, Türk evlatlarının inançla, imanla; kol kola, göğüs göğse sergiledikleri bir var oluş mücadelesidir. Çanakkale Zaferi, kahraman askerlerimizin, cihanı hayrete düşüren bir îman ve kahramanlık destanıdır.
Çanakkale Zaferi ile birlikte, Şehitler Günü olarak da kutladığımız bu anlamlı zafer gününde, kutsal vatan topraklarını canları pahasına koruyarak şehitlik onuruna erişen aziz şehitlerimizi minnet ve şükranla hatırlıyoruz.
Aziz şehitlerimiz yattıkları yerlerde şunu hissetmelidirler ki; temiz kanlarıyla suladıkları kutsal vatan toprakları, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Türk Gençliği ve tüm Türk ulusu tarafından en kutsal emanet olarak muhafaza edilecektir. Bu duygularla, bizlere bu büyük zaferin gururunu armağan eden, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve onun silah arkadaşları olmak üzere; bu mücadeleye iştirak eden Türk ordusunun kahraman mensuplarını, onu her şeyiyle destekleyen aziz Türk ulusunu ve vatanları uğruna hayatlarını feda eden bütün şehitlerimizi bir kez daha rahmet ve şükranla anıyor, ruhlarınız şad olsun diyorum…



