

“Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli kültürdür.”
Mustafa Kemal Atatürk
Son birkaç yıldır sosyal medyada sıkça görüyoruz: çocuklar maskeler takmış, ellerinde sepetlerle kapı kapı dolaşıyor; büyükler “Cadılar Bayramı” partileri düzenliyor. Kimi bunu sadece bir eğlence, kimiyse özgür bir tercih olarak görüyor. Ama mesele bir maskeden ibaret değil — bu, kültürel kimliğimizin nereye savrulduğu meselesidir.
Korkunun Kutlaması, Kimliğin Kaybı
Cadılar Bayramı’nın kökeni, 2000 yıl öncesine uzanan Keltlerin Samhain adlı ritüeline dayanıyor. O dönemde insanlar kötü ruhlardan korunmak için maskeler takar, ateşler yakarlardı. Zamanla bu gelenek Batı dünyasında “Halloween” adını aldı ve bugün büyük bir ticari eğlenceye dönüştü.
Yani ortada ne dinî bir derinlik kaldı ne de kültürel bir bağ. Geriye sadece “kostüm, şeker, selfie” üçlüsüne sıkışmış bir tüketim alışkanlığı var.
Yabancının Bayramı, Bizim Kimliğimiz
Bir milletin kültürü, tarihinin ruhudur. Türk kültürü, Orta Asya’dan bugüne, paylaşmayı, dayanışmayı, misafirperverliği ve inancı temel alır. Nevruz, Hıdırellez, Kandiller, Ramazan ve Kurban Bayramları… Hepsi bizi biz yapan, anlam taşıyan günlerdir.
Cadılar Bayramı’nda çocuklar korkutucu kostümlerle kapı kapı dolaşırken, bizim bayramlarımızda çocuklar büyüklerinin elini öper, dua alır, harçlık kazanır.
Bu fark sadece bir eğlence biçimi değil; medeniyet farkıdır.
Atatürk Ne Diyordu?
“Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli kültürdür.”
Atatürk’ün bu sözü, bugün her zamankinden daha anlamlı. Çünkü temelsiz bir kültür, başka milletlerin rüzgârında savrulmaya mahkûmdur. Kültürünü bilmeyen bir nesil, kimliğini kaybeder; kimliğini kaybeden bir toplum da geleceğini.
Kültür Bağışıklığı
Kültürel etkileşim doğaldır ama her etkileşim faydalı değildir.
Toplum olarak bize düşen, “her geleni kabullenmek” değil, “kendi süzgecimizden geçirip seçmek”tir.
Kültür bağışıklığı dediğimiz şey budur.
Çocuklarımızı dünyadan koparmadan, kendi değerlerimizle yetiştirmek… İşte gerçek özgürlük budur. Çünkü kim olduğunu bilen insan, başkasını taklit etme ihtiyacı duymaz.
Sözün Özü:
Cadılar Bayramı kutlayana kızmak değil mesele; mesele, neden kendi bayramlarımızı aynı heyecanla kutlamadığımızı sormak.
Kendi kültürünü unutup başkasının maskesini takan toplum, bir gün kendi yüzünü tanıyamaz hale gelir.
O yüzden unutmamalıyız:
“Başkasının maskesini takarsan, kendi yüzünü unutursun.”



