

Avustralya karşısında alınan 2-0’lık mağlubiyetin ardından birçok futbolseverin aklına aynı soru geldi: Bu takım gerçekten Dünya Kupası’nda mücadele eden bir takım mı?
Yıllardır Türk futbolunun en büyük başarısı olarak gösterilen 2002 Dünya Kupası üçüncülüğü yeniden gündeme geldi. O dönemin kadrosuyla bugünkü A Millî Takım kadrosunu karşılaştıranlar, sanırım sahadaki gerçeği bir kez daha net şekilde gördüler.
Öncelikle şunu söylemek gerekiyor: Bugünkü millî takımda yetenekli oyuncu eksikliği yok. Arda Güler, Hakan Çalhanoğlu, Ferdi Kadıoğlu, Orkun Kökçü ve Kenan Yıldız gibi Avrupa’nın önemli kulüplerinde forma giyen oyuncularımız var. Hatta bireysel yetenek açısından bazı mevkilerde 2002 kadrosunun önüne geçebilecek isimler de mevcut.
Örneğin Ferdi Kadıoğlu, teknik kapasitesi ve çok yönlülüğüyle Ergün Penbe’nin önünde değerlendirilebilir. Arda Güler ise sahip olduğu yetenek tavanı açısından Türk futbolunun yetiştirdiği en özel oyunculardan biri. Hatta saf futbol yeteneği bakımından Yıldıray Baştürk’ün bile önüne yazılabilecek bir potansiyele sahip.
Ancak futbol sadece yetenek oyunu değildir.
2002 takımının kalecisi Rüştü Reçber, turnuvanın en iyi kalecileri arasındaydı. Alpay Özalan ve Bülent Korkmaz savunmanın gerçek liderleriydi. Emre Belözoğlu, Okan Buruk ve Tugay Kerimoğlu orta sahada oyunun her anına hükmediyordu. Hasan Şaş ve İlhan Mansız hayatlarının futbolunu oynarken, Hakan Şükür rakip savunmaların korkulu rüyası haline gelmişti.
Daha da önemlisi, o takım sahaya çıktığında herkes ne oynadığını biliyordu.
Bugün ise millî takımın en büyük problemi tam da burada başlıyor. Kaliteli oyuncularımız var ama doğru oyun planı yok. Yetenekli isimlerimiz var ama sahada uyum yok. Avrupa’nın önemli kulüplerinde oynayan futbolcularımız var ama takım kimliği yok.
2002’deki oyuncular belki bugünkü futbolcular kadar yüksek piyasa değerlerine sahip değildi. Sosyal medyada milyonlarca takipçileri de yoktu. Ancak sahaya çıktıklarında armanın ağırlığını taşıyor, son düdüğe kadar mücadele ediyor ve rakip kim olursa olsun geri adım atmıyorlardı.
Brezilya’ya karşı oynarken korkmayan bir takım vardı.
Bugün ise Avustralya karşısında dahi organize olmakta zorlanan bir millî takım izliyoruz.
Sorun oyuncularda mı?
Kısmen.
Ama asıl sorun sahadaki organizasyonda, oyuncu tercihlerinde ve takımın oyun kimliğinde yatıyor. Hangi sistemin oynandığı belli değil. Hangi oyuncunun hangi rolü üstlendiği net değil. Sahadaki görüntü, birbirini tamamlayan bir takım görüntüsünden çok, aynı formayı giymiş bireylerin görüntüsünü veriyor.
Bu yüzden Avustralya yenilgisi sadece bir mağlubiyet değildir. Aynı zamanda Türk futbolunun son yıllardaki yanlışlarının da bir özetidir.
2002 kadrosu ile bugünkü kadro arasındaki en büyük fark yetenek değil, karakterdir.
En büyük fark isimler değil, takım ruhudur.
Ve ne yazık ki bugün eksikliğini en çok hissettiğimiz şey de budur.
MEVKİ MEVKİ, OYUNCU OYUNCU KARŞILAŞTIRMA
Avustralya karşısında alınan mağlubiyet sonrası Türk futbol kamuoyunda yeniden 2002 Dünya Kupası kadrosu konuşulmaya başlandı. Peki gerçekten bugünkü millî takım ile 2002’nin efsane kadrosu arasında nasıl bir fark var? Gelin oyuncu oyuncu değerlendirelim.
Kaleci: Rüştü Reçber – Uğurcan Çakır
Rüştü Reçber, 2002 Dünya Kupası’nın en iyi kalecileri arasında gösteriliyordu. Refleksleri, liderliği, özgüveni ve kritik kurtarışlarıyla takımın omurgasıydı. Uğurcan Çakır ise zaman zaman başarılı performanslar sergilese de millî takım kariyerinde henüz Rüştü’nün seviyesinin çok çok gerisinde.
Avantaj: Rüştü Reçber
Sağ Bek: Ümit Davala – Zeki Çelik
Ümit Davala sadece savunma yapan bir bek değildi. Hücuma çıkıyor, gol katkısı veriyor ve yüksek mücadele gücüyle dikkat çekiyordu. Zeki Çelik disiplinli bir oyuncu olsa da Ümit Davala’nın turnuva performansının gerisinde kalıyor.
Avantaj: Ümit Davala
Stoper: Alpay Özalan – Merih Demiral
Merih Demiral sert ve mücadeleci bir savunmacı. Ancak Alpay Özalan, liderliği, hava hakimiyeti ve büyük maç performanslarıyla Türk futbol tarihinin en önemli stoperlerinden biri olarak öne çıkıyor.
Avantaj: Alpay Özalan
Stoper: Bülent Korkmaz – Abdülkerim Bardakcı
Bu karşılaştırmada tartışma yok denecek kadar az. Bülent Korkmaz, Türk futbol tarihinin en büyük savunmacılarından biri.
Avantaj: Bülent Korkmaz
Sol Bek: Ergün Penbe – Ferdi Kadıoğlu
İşte günümüz kadrosunun öne çıktığı noktalardan biri. Ergün Penbe görev adamıydı ancak Ferdi Kadıoğlu teknik kapasitesi, dripling yeteneği ve çok yönlülüğüyle daha üst düzey bir futbolcu görüntüsü veriyor.
Avantaj: Ferdi Kadıoğlu
Defansif Orta Saha: Tugay Kerimoğlu – İsmail Yüksek
Tugay Kerimoğlu pas kalitesi, oyun görüşü ve oyun kurma becerisiyle Avrupa’nın saygı duyduğu bir orta saha oyuncusuydu. İsmail Yüksek mücadele gücüyle öne çıksa da bu kıyaslamada geride kalıyor.
Avantaj: Tugay Kerimoğlu
Merkez Orta Saha: Okan Buruk – Orkun Kökçü
Orkun teknik kapasitesi yüksek bir oyuncu. Ancak Okan Buruk’un saha içi liderliği, temposu ve büyük turnuva performansı onu öne çıkarıyor.
Avantaj: Okan Buruk
Oyun Kurucu: Emre Belözoğlu – Hakan Çalhanoğlu
Bu eşleşme en zorlu karşılaştırmalardan biri. Hakan Çalhanoğlu kariyer olarak Avrupa’nın en üst seviyelerinde oynadı ve kaptanlık yaptı. Emre ise genç yaşında dünya futbolunun dikkatini çekmişti. Futbol zekâsı ve dinamizm açısından Emre, kariyer ve istikrar açısından Hakan öne çıkıyor.
Berabere
On Numara: Yıldıray Baştürk – Arda Güler
Yıldıray Baştürk, 2002 Dünya Kupası’nın yıldızlarından biriydi. Ancak Arda Güler’in sahip olduğu doğal yetenek ve teknik kapasite Türk futbolunda çok az oyuncuda görüldü. Potansiyel ve bireysel kalite açısından Arda öne çıkıyor.
Avantaj: Arda Güler
Kanat: Hasan Şaş – Kenan Yıldız
Kenan Yıldız geleceğin büyük yıldızlarından biri olabilir. Ancak 2002 Dünya Kupası’ndaki Hasan Şaş performansı, dünya futbolunun dikkatini çeken seviyedeydi.
Avantaj: Hasan Şaş
Forvet: Hakan Şükür – Günümüz Santrforları
Türk futbol tarihinde millî takım denildiğinde akla gelen ilk isimlerden biri Hakan Şükür’dür. Gol sayıları, uluslararası tecrübesi ve rakip savunmalar üzerindeki etkisiyle bugün hâlâ aşılamamış durumda.
Avantaj: Hakan Şükür
İkinci Forvet: İlhan Mansız – Kerem Aktürkoğlu
Pozisyonları tam olarak aynı olmasa da hücum katkısı açısından değerlendirildiğinde İlhan Mansız’ın Dünya Kupası performansı hâlâ unutulmuş değil. Kerem zaman zaman etkili olsa da büyük turnuva başarısı açısından geride kalıyor.
Avantaj: İlhan Mansız



