

Kurtuluş savaşını sonuçlandıran Büyük taarruz hiç şüphesiz Türk tarihinin dönüm noktasıdır. Yüzyıllardır batı karşısında sürekli geri çekilerek toprak kaybeden Türk milleti, Mustafa Kemal önderliğinde, batı emperyalizmini Afyon Kocatepe’de Anadolu topraklarına gömmüştür ve Türklerin sahip olduğu her şeyi kaybetse bile istiklalini asla kaybetmeyeceğini tüm dünyaya göstermiştir. Büyük taarruz Türk milletinin bağımsızlığının nişanıdır, Cumhuriyet’e giden yolda en büyük aşamalardan biridir.
Paşalar onun arkasındaydı.
O, saati sordu. Paşalar: “Üç” dediler.
Sarışın bir kurda benziyordu. Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı.
Yürüdü uçurumun başına kadar, eğildi, durdu.
Bıraksalar ince, uzun bacakları üstünde yaylanarak ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak Kocatepe’den Afyon Ovası’na atlayacaktı.
Tarih 30 Ağustos 1922
Günlerden Çarşamba…
Gazi Mustafa Kemal Paşa gece boyu çalışmış, önünde duran haritayı adeta ezberlemişti.
Bir an haritadan başını kaldırarak ‘Bugün bitiriyoruz’ dedi.
Saat sabah 6.30 Başkomutanlık Meydan Muharebesi başladı…
Türk Ordusu yıldırım gibiydi, ordunun Başkomutan Mustafa Kemal Paşa ile arasındaki gönül bağı kelimeler ile anlatılmazdı. Türk askerinin önünde durmak artık imkânsızdı. Allah Allah nidaları arşı titretiyor, Başkomutan Mustafa Kemal’in komutasındaki Türk Ordusu hem atlı kuvvetleri hem de yaya birlikleriyle hücuma kalkıyordu.
Yunan ordusu kaçıyor, Türk Ordusu kovalıyordu. Bu kaçış İzmir’de denize dökülmeleri ile son bulacaktı.
Türk Ordusunun yıldırım gibi saldırıya geçmesi Yunan ordusunu bozguna uğratmış, Yunan ordusunda emir komuta zinciri bozulmuştu. Ancak tıpkı işgalin başlangıcında olduğu gibi kaçarken de Yunan kuvvetleri sivil halkı katliam ve soykırımlara tabi tutmuş, o dönem itilaf defterleri desteğiyle sayıca ve silah olarak üstün olmalarına karşı yenemedikleri Türk ordusundan intikamı masum Türk halkından almaya kalkmışlardı.
Kaçarken köylerde denk geldikleri neredeyse her kadına, hamile, yaşlı hatta çocuklara bile ki çoğu zaman sırf işkence olsun diye kocalarının ve babalarının önünde tecavüz edip sonra toplu şekilde akıl almaz işkencelerle öldürüyorlar, erkeklerin cinsel organlarını kesiyorlar ve maddi değeri olan ne buluyorlarsa çalıyorlardı. Geçtikleri köylerin tamamını yakıyorlardı. Köy camilerine pisliyor ve ellerine geçirdikleri Kuran-ı Kerim’leri bu pisliğe atıyorlardı…
Gözlerini oydukları, kollarını ve bacaklarını kestikleri insanlarımız vardı.Sırf kutsalımız olduğu için camide toplu tecavüzler gerçekleştiriyor, 7-8 yaşındaki minicik çocuklara akıl almaz şekilde işkenceler ediliyordu.
Yunan kaçarken de işgal ederken de her türlü katliam ve zulmü yapmaktan geri durmamıştır. Yunan kaçarken de bu katliamları yaparken esir alınan Yunan askerlerine dahi Türk Milleti’nin asilce duruşunu bozmayarak insani muamele yapılmıştır. Esir alınan Yunan askerleri, esir değişiminde kullanılmak üzere koz olarak tutulmuştur.
Başkomutanlık Meydan Muharebesinde esir düşen Yunan Başkomutanı Trikupis, Mustafa Kemal Paşa’nın huzuruna getirildiği anda korkudan titreyerek, ağlamaklı bir halde ‘ yaverlerim beni yalnız bıraktılar, intihar etmeliydim’ diyecek ancak Mustafa Kemal Paşa yumuşak bir ses tonuyla, “müsterih olun misafirimizsiniz” diyerek Türk Milleti’nin yüce gönüllülüğü ve savaşma ahlakını bir kez daha gösterecekti.
Savaşmanın dahi bir ahlakı vardır, kadınlara, çocuklara, masum sivillere zarar verilmeden, esirlere insani muamele edilerek savaşılır. Türk milleti tarih boyunca girdiği tüm savaşlarda bu ahlak üzerine olmuştur. 30 Ağustos Zaferi bu yönü itibariyle de Türk’ün büyük zaferlerinden biridir.
2022 yılı, 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 100. Yıl dönümü kutlu olsun.
Milli Mücadelenin Başkomutanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve aziz kahramanlarımızı rahmet ve minnetle anıyorum.



