Hayvanları Sevmek..

logo_sag

Türkiye’de nedendir bilinmez genelde aileler çocuklarını her türlü hayvandan uzak kalarak büyümesini tercih etmektedir. İlkokul çağından itibaren çocuklar hayvanları gördüğü zaman korkarak uzaklaşmaya ve hayvanlara karşı büyük bir endişe ve korku duyguları içinde bakmaktadırlar.

İşte en büyük yanlış budur !

Daha çok küçük iken çocuklara hayvan sevgisini aşılamak bir ailenin çocuğuna verebileceği en güzel ve hoşgörülü davranışlardan biridir.  Günümüzde pek çok yetişkin hala hayvanları gördüğünde korkarak kaçmaktadır. Ne komik bir durum!!

Hayvanlar tıpkı insanlar gibi bir denge unsurudur dünyada. Dengeyi yok etmek mi yoksa korumak mı gerekir? İşte hayvan sevgisinin içinde olmadığı insan gurupları bu dengeyi yok etmek çabasında olduklarının farkında bile değillerdir.

Bunları Biliyor musunuz?

*Mesela kediler yüksek tansiyon hastalarına iyi gelmekte ve kan basıncını azaltmaktadır .

*1949-1964 yılları arasında Britanya Pasaport Dairesi’nde çalışan Peter isimli kedi kadrolu personel arasındaydı ve yılda 6.5 sterlin ücret alıyordu.(görevi fare avlamaktı)

*Bilim adamları hayvanlar üzerinde deneyler yaparlar. İnsanlık için faydalı olacak buluşlarını bu deneyler sonunda ortaya çıkarırlar. Hayvanların bu bakımdan insana faydası vardır.

*Papağanların sadece duydukları birkaç kelimeyi kaydedip aptalca cıyakladıkları düşünülür. Ancak 30 yıldır sürdürülen araştırmalar göstermektedir ki papağanlar aynı/farklı, büyük/küçük, nicelik/sayılar gibi kavramları anlayabiliyorlar. Hatta robotların konuşma becerilerinin geliştirilmesinde papağanların öğrenme sürecindeki örneklerden faydalanılması öneriliyor.

*17. yüzyılda kedileri cadılıkla ilgili gören Avrupalılar kedileri kıyıma yönelince Avrupa 18. yüzyılın başında vebaya yenik düşmüştür. Ama Avrupa’yı vebadan kurtaran yine kediler olmuştur.

*Çiçekten çiçeğe, ağaçtan ağaca dolaşan böcekler, bitkilerin çoğalma olayına yardımcı olur.

Daha nice örnekler verilebilir bu konuda..

Hayvanları sevenler, insanları daha içten severler. Düşünsenize sadece sokakta gezen bir köpek sadece karnını doyurma çabasında iken sizden ne isteyebilir ki.. Ancak onlara zarar vererek insanlara karşı yabancılaşmalarını sağlamadıkça hayvanlar insanlara zarar vermez. Amerika’ da her üç aileden bir ailenin kedi ve köpek beslediği görülmüştür. Avrupa da sokaklarda değil hayvanları evlerde görebiliyoruz artık. Onlardan farkımız ne peki? İşte gerçek şu; daha çocukken hayvanlardan uzakta büyütülmemiz. Biz ailelerimizin bizlere yaptığının aksine çocuklarımızı hayvanlarla iç içe büyütülelim.

Çocuğunuza ufak bir kuş alın ve ona “bu kuşun sorumluluğu sana ait artık” deyin. Kuşu besledikçe onun büyüdüğünü gördükçe onunla oyun oynadıkça hayvan sevgisi başlayacak artık içinde. Ya da yavru bir kedi, köpek alın. Bakımını çocuğunuzun üstlenmesini sağlayın, bir süre sonra göreceksiniz insanları daha çok seven hoşgörülü bir evlat olacak ki işte bu sizin ona baktıkça gururlanacağınız yanınızdır..

Şimdi gözlerinizi kapatın, arkanıza yaslanın ve akvaryumun sesini dinleyin, hemen ardından gelen kuş cıvıltısını da sos olarak üzerine koyduğunuzda yorgunluğunuz kalır mı hiç…

 

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir