

Son yıllarda sosyal medya o kadar gelişti ki, artık her şey elinizin altında. Haber izlemek için akşam haber bültenlerini yâda dizi ve film izlemek için saatlerce TV başında beklemenize gerek kalmadı. Bu değişim ve dönüşüm medya sektörüne de yansıdı. Artık TV kurmak için, yâda medya sahibi olmak için çok büyük bütçeler ayırmanıza, devasa kadrolar çalıştırmanıza gerek yok. Bir tane “Akıllı Telefonunuz” varsa, birazda bu işlere meraklıysanız, yeni dönemin medya patronu bile olabilirsiniz.
Bende zaman zaman, Youtup üzerinden yayın yapan gazetecilerin kanallarına takılıyorum. Memduh Bayraktaroğlu’da günde iki sefer canlı yayın yapıyor. Günlük siyasi ve ekonomik gelişmeleri yorumluyor, zaman zamanda şarkılar söylüyor. Eğlenceli bir kanal yaklaşık 125 bin abonesi var. En son denk geldiğimde “Drama köprüsünü” söylüyordu. Bizim gibi biraz tarihe meraklı olanlar için “Drama köprüsü ve Depreli Hasan” ismini duyup da Rumeli Anavatanın içimizdeki burukluluğunu hissetmemek olur mu?
“Drama köprüsü Hasan dardır geçilmez,
Soğuktur suları Hasan bir tas içilmez
At martinini Debreli Hasan dağlar inlesin,
Drama mahpusunda Hasan Kara kedi dinlesin…”
Peki kimdir Debreli Hasan? Nerede doğmuş, nerede yaşamış, nerede ölmüştür? Gerçekten Debreli midir; yoksa Rumeli Türkçesiyle “söyle be Hasan” manasında “De bre Hasan” diye mi okunmalıdır bu türkü? Bütün bunları bilmiyoruz. Bildiğimiz Drama köprüsü aslında Depreli Hasan isimli bir genç adamın hikâyesi… Debre neresi? Debre Selanik’e çok yakın bir şehir. Hasan’da Debre’ye bağlı Kayılar köyünden. Kayılar biliyorsunuz Osmanlıyı kuran ailedir.
Debreli Hasan askerlik çağına gelince her Türk genci gibi büyük bir sevinçle birliğine katılır. Askerde komutanı arkadaşlarının yanında Hasan’ı çok feci dövüyor. Onuru ve gururu kırılan Hasan yanına “Kara Kedi” isimli arkadaşını da alarak dağa çıkıp eşkıya olur. Yalnız bu bizim bildiğimiz eşkıya gibi değil… Tıpkı Köroğlu gibi Robin Hood gibi birisi…
Yakın zamana kadar türküde bahsi geçen “Drama Köprüsü’nün” nerede olduğu bilinmiyordu.
Drama’da yaşayan yerel tarihçi olan Drama Küçük Asyalılar Mübadiller Derneği Başkanı Nikos Latsistalis, uzun yıllardır devam eden çalışmalar sonunda, Yunanistan’ın Drama kentine bağlı Nikiforos ve Karyafiton köyleri arasında uzanan tarihi su kemerini keşfetmiş.
Türküden öğreniyoruz ki Drama Köprüsü geçilmeyecek kadar dar imiş. Bu su kemeri de dışarıdan bir köprüye benziyor, ama yalnızca yarım metre genişliğinde… Türkünün ikinci dizesinde sözü geçen “soğuktur suları bir tas içilmez…” şifresi de bir su kemerine işaret ediyor zaten…
Drama Köprüsünün, bu su kemeri olabileceğine dair kuvvetli iz, köprüye yakın iki köyün eskiden Türkler’in oturduğu mübadil köyleri olması: Nikiforos bundan doksan sene önce Nusratlı idi, Karyafiton ise Kozluköy…
Peki kimdi gerçekten bu Dramalı Hasan? Hakkında bildiğimiz çok az şeyden birisi tıpkı İngilizler’in Robin HOOD’u gibi zenginden alıp fakire dağıtan bir eşkiya olduğu… “Yorgo Çorbacıdan istediği beş yüz liracıklar” ile fakir gençleri evlendirdiği anlatılan Debreli Hasan, basbayağı bir eşkiya olduğu halde Samsunlu yaşlı mübadiller bir sevgi ifadesi olarak ondan “Hasancık” diye bahsederler. Belli ki Balkan Harbi’yle beraber 1912-1923 arası Rodop Dağları’nda yaşanan otorite boşluğunda Debreli Hasan gibi eşkiyalar haklıyla haksızı ayırma vazifesini üstlenmişler. Kim bilir belki de Yunanlı ve Bulgar askerlerinin mezaliminden Müslüman halkı korumaya çalışmışlar…
Debreli Hasan hakkında bildiğimiz çok az şeyden birisi de Ege Dağları’nın ünlü eşkiyası Çakırcalı Mehmet Efe ile aynı dönemde yaşadığıdır. Yirminci yüzyılın başlarında Osmanlı coğrafyasında yaygın olan “Çakırcalı’dan geçsen Debreli’den geçemezsin…” sözünden çıkartıyoruz bunu. Kısaca “Çakıcı” olarak nam salmış olan Çakırcalı Mehmet Efe, İzmir, Aydın ve Denizli havalisinde hüküm sürmüştür. Halkın sevgisini kazanmış bir efe olan Çakıcı Efe’nin de türküsü, tıpkı Debreli Hasan’ınki gibi meşhurdur:
“İzmir’in kavakları,
dökülür yaprakları
Bize de derler Çakıcı…
Yar fidan boylu,
Yakarız konakları”
Çakırcalı Mehmet Efe hakkında neredeyse herşeyi biliyoruz: 1872’de İzmir’in Ödemiş ilçesine bağlı Türköne (O zamanki adı Ayasurat) köyünde doğmuştur. Babası efelik geleneğinden gelen ve daha sonra Boşnak bir zaptiye tarafından öldürülen Koca Ahmet Efe’dir. 1893’te dağa çıkmıştır. Ömrü boyunca hem zaptiyelerle, hem yöredeki diğer çetelerle defalarca çatışmaya girmiştir. Öldürdüğü çete reisleri arasında halk arasında “Kamalı Efe” olarak nam salan ünlü bir zeybek de vardır. Yörenin zenginlerini yol, köprü ya da çeşme gibi imar işleri yapmaya mecbur ettiği bilinmektedir. Namazında niyazında bir adam olduğu halde adam öldürürken son derece acımasız yöntemler kullanmakta tereddüt etmemiştir. 1910’ların başında bir aralık günü Nazilli Karıncalıdağ’da girdiği bir çatışmada ölmüştür. İlk karısının adı Iraz, ikincisinin Fatma’dır. 1947’ye kadar Nazilli’de bir yol kenarında bulunan mezarı, daha sonra Ödemiş Kayaköyü mezarlığına aktarılmıştır. Hakkında Osmanlı arşivlerinde kayıtlı birçok resmi belge vardır ve yazar Yaşar Kemal, 1950’lerde Cumhuriyet gazetesinde hakkında yaptığı derlemeleri yayınlamıştır. Az sayıda bile olsa fotoğrafları bulunmaktadır.
Peki aynı dönemin iki eşkiyasından birisi hakkında neredeyse herşeyi biliyorken diğeri hakkında neden en küçük bir detay bilmiyoruz?
Ben bunu öncelikle yazılı kültürün yokluğuna bağlıyorum. İzmir ve bölgesinde var olan yazılı kültür geleneği, ne yazık ki Drama – Kavala – Sarışaban bölgesinde hiç yoktu.
Bu durumda tek kaynak sözlü tarih çalışmaları olabilirdi. Belki 1950 ile 2000 yılları arasında Samsun’da bu çalışmalar yapılabilseydi Debreli Hasan hakkında da iyi kötü birşeyler bulabilirdik.
Her neyse… Türküyü yakanlar sanki Debreli Hasan’ın kayıplara karışacağını bilir gibi:
“Drama köprüsünü Hasan gece mi geçtin,
Ecel şerbetini Hasan ölmeden mi içtin?”
Diye sormuşlar ya… Ben de size sorayım: “Sakın Debreli Hasan mübadele gemilerinin birisiyle Samsun’a gelmiş olmasın? Bugün bir mübadil mezarlığının unutulmuş bir köşesinde uyuyor da acaba biz köyümüze giderken yanı başından geçip gidiyor olmayalım?”
Peki ama nerede? Kocaoğlu’nda mı, Kayabaşı’nda mı,Çinik’te mi, Devgeriş’te mi, Selemelik’te mi, Alaçam’da mı, Tağna’da mı yoksa Demirciköy’de mi?
Bekleyelim bakalım, nasıl olsa bir gün meraklı bir Rum tarihçi, Yunanistan’daki adli kayıtları kurcalayıp bize bir şeyler söyler!
Bu iki köyden gelen mübadillerin torunları büyük ölçüde Samsun’da oturuyorlar şimdi. Dahası türküde Drama Mahpusunda Hasan’ı dinleyecek olan Kara Kedi’nin de sülalesi Samsun’un Aşağıçinik Beldesinde yaşıyormuş… Umarım bir tanıyan ses verir de bizde kafamızdaki soruların bir kısmına cevap bulmuş oluruz. Vesselam



