

Samsunspor, Süper Lig’in ilk 8 haftasında yalnızca 4 puan toplayabildi. Üst üste 6 mağlubiyet alan, rakipleri karşısında direnç gösteremeyen ve her hafta biraz daha geriye giden bir takım var. Buna rağmen başkanı eleştiren taraftarlara saldıranlar, sahadaki çöküşü konuşmak yerine Yüksel Yıldırım’ı savunmayı tercih ediyor. Peki, Samsunspor’un yaşadığı bu tablonun hesabını kim verecek?
Samsunspor tarihinde böyle bir sezon yaşadığımı hatırlamıyorum. Elbette geçmişte de kötü dönemler oldu. Küme düşme mücadeleleri verildi, ekonomik sıkıntılar yaşandı, yönetim krizleri görüldü. Ancak bugün karşı karşıya olduğumuz tablo, yalnızca birkaç maç kaybetmekle açıklanabilecek bir durum değil.
Ligin ilk 8 haftası geride kaldı. Samsunspor’un hanesinde yalnızca 4 puan var. Son altı maçın tamamı mağlubiyetle sonuçlandı. Son olarak Kasımpaşa karşısında alınan 4-1’lik yenilgi, yaşanan çöküşün geldiği noktayı bir kez daha gözler önüne serdi.
Peki, bu takımın sorunu ne?
RAKİPLERİN ANTRENMAN TAKIMI MI OLDUK?
Samsunspor’un sahadaki görüntüsü artık taraftarı yalnızca üzmüyor, aynı zamanda düşündürüyor. Rakipler karşısında kolay dağılan, savunmada büyük açıklar veren, oyun disiplinini kaybeden ve maçların içinde kalmakta zorlanan bir takım izliyoruz.
Trabzonspor karşısında sahamızda alınan 3-0’lık mağlubiyetin ardından Kasımpaşa karşısında gelen 4-1’lik yenilgi, durumun vahametini daha da artırdı. Üstelik bu sonuçlar birbirinden bağımsız kazalar değil. Üst üste gelen mağlubiyetler, takımın yapısında ve sahaya yansıyan futbolunda ciddi sorunlar bulunduğunu gösteriyor.
Bir takım maç kaybedebilir. Futbolun doğasında bu vardır. Ancak mesele, kaybetmekten çok nasıl kaybettiğinizdir.
Samsunspor bugün rakiplerine karşı oyunun kontrolünü almakta zorlanıyor. Savunma güvenliği kaybolmuş, takımın direnci kırılmış, mağlubiyetler sıradanlaşmış durumda. Rakipler karşısında zaman zaman öyle bir görüntü ortaya çıkıyor ki Samsunspor, Süper Lig’de mücadele eden bir takım olmaktan çok, rakibinin rahatça çalıştığı bir antrenman takımı izlenimi veriyor.
Bir Samsunspor taraftarı için bundan daha ağır bir tablo olabilir mi?
SORUN YALNIZCA TEKNİK DİREKTÖR MÜ?
Thorsten Fink ile yollar ayrıldı. Takımın başına Nenad Bjelica getirildi. Ancak teknik direktör değişikliği de ilk sınavında sonuçları değiştirmedi. Kasımpaşa karşısında alınan 4-1’lik mağlubiyet, sorunun yalnızca teknik direktör koltuğunda oturan isimden ibaret olmadığını yeniden tartışmaya açtı.
Dün sorun yalnızca Fink miydi? Bugün bütün sorumluluğu Bjelica’ya yükleyerek bu işin içinden çıkabilecek miyiz?
Elbette teknik direktörün taktik tercihleri, oyuncu seçimi ve takım üzerindeki etkisi sorgulanmalıdır. Ancak böylesine ağır bir düşüşü tek bir isme bağlamak, asıl meseleleri görmezden gelmek olur.
Kadronun planlaması, transfer tercihleri, oyuncuların performansı, takımın fiziksel durumu ve yönetimin futbol politikası bir bütün olarak değerlendirilmelidir. Bu soruların cevapları verilmeden yalnızca teknik direktör değiştirerek kalıcı bir çözüm üretmek mümkün görünmüyor.
Samsunspor’un bugün ihtiyacı olan şey, sorumluluğu bir kişiye yükleyip diğerlerini tartışmanın dışında bırakmak değil; bütün futbol yapılanmasını ciddi biçimde sorgulamaktır.
BAŞKANI ELEŞTİRMEK SUÇ MU?
Asıl anlaşılması güç olan ise sahadaki bu tabloya rağmen sosyal medyada yaşananlar.
Yüksel Yıldırım’ı eleştiren taraftarlara saldıran, farklı görüş belirtenleri hedef alan ve başkanın olmadığı bir Samsunspor’un kayyuma kalacağını ileri süren bir anlayış var.
Gerçekten öyle mi?
Samsunspor, tek bir kişinin kişisel mülkü değildir. Bu kulüp, armasına gönül veren taraftarların, şehrin ve bu takımı yıllardır yaşatan insanların ortak değeridir. Hiç kimsenin katkısı inkâr edilemez. Yüksel Yıldırım’ın kulübe yaptığı yatırımlar ve sağladığı imkânlar elbette değerlendirilmelidir. Fakat bunlar, kendisini eleştiriden muaf hâle getirmez.
Bir başkanı eleştirmek, kulübün düşmanı olmak değildir. Aksine, kulübün geleceğini önemseyen bir taraftarın hesap sorma hakkıdır.
Başarı varsa alkışlanır, hata varsa eleştirilir. Futbol yönetiminin doğası budur.
Üstelik taraftarın önüne sürekli olarak “Başkan olmazsa kulüp kayyuma kalır” düşüncesini koymak da çözüm değildir. Böyle bir ihtimalin gerçekliği somut verilerle ortaya konulmadan korku üzerinden savunma yapmak, tartışmayı sağlıklı bir zeminden uzaklaştırır.
Samsunspor’un geleceği tek bir kişinin varlığına veya yokluğuna indirgenemeyecek kadar önemlidir. Asıl hedef, kulübü kişilere bağımlı olmaktan çıkarıp sürdürülebilir, güçlü ve hesap verebilir bir yapıya kavuşturmak olmalıdır.
TARAFTARIN SORUSU ÇOK AÇIK
Kimse Yüksel Yıldırım’ın kulübe yaptığı katkıları yok saymıyor. Ancak taraftarın da sahadaki rezaleti sorgulama hakkı var.
Sekiz haftada 4 puan toplayan, üst üste altı maç kaybeden bir takımın taraftarı ne yapsın? Her hafta aynı hayal kırıklığını yaşasın, sonra da yönetime yönelik eleştirilerinden dolayı hakaretlere mi maruz kalsın?
Samsunspor taraftarı başarı istediği için mi suçlu?
Bu takımın geçmişinde nice zor günler var. Taraftar, alt liglerde de takımının yanında durdu. Yağmurda, çamurda, deplasmanda, ekonomik sıkıntıların yaşandığı dönemlerde formasını bırakmadı. Bugün de kimse gerçek taraftardan takımını terk etmesini beklemiyor.
Ama destek vermek başka, yanlışları görmezden gelmek başkadır.
Taraftarlık, her koşulda yönetimi savunmak değildir. Bazen en büyük taraftarlık, yanlış giden işleri yüksek sesle dile getirmektir.
BU TABLOYA KİM DUR DİYECEK?
Samsunspor’un önünde uzun bir sezon var. Henüz ligin sekizinci haftasındayız. Dolayısıyla her şey bitmiş değil. Ancak tehlikenin büyüklüğünü anlamak için sezonun sonunu beklemek de gerekmiyor.
Daha şimdiden takımın oyununda, savunmasında, özgüveninde ve mücadele gücünde ciddi bir alarm veriliyor. Yeni teknik direktörün işi kolay değil. Fakat bu durum, yönetimin ve futbol yapılanmasının sorumluluğunu ortadan kaldırmıyor.
Artık bahanelerin değil, somut adımların zamanı.
Takım neden bu kadar kolay dağılıyor? Kadro planlamasında nerede hata yapıldı? Oyuncuların performansı neden bu kadar geriledi? Teknik direktör değişikliğinin ötesinde hangi önlemler alınacak? Yönetim, taraftara bu kötü gidişatla ilgili ne söyleyecek?
Bu sorulara cevap verilmesi gerekiyor.
Çünkü Samsunspor’un meselesi bir kişinin itibarı, bir başkanın savunulması veya sosyal medyada kimin kime cevap verdiği değildir. Mesele, Samsunspor’un geleceğidir.
Sekiz haftada 4 puan, üst üste altı mağlubiyet ve sahada dağılan bir takım…
Buna rağmen hâlâ başkanı eleştiren taraftarlarla uğraşılıyorsa, önceliklerin yeniden belirlenmesi gerekiyor.
Samsunspor’un başkanını savunmak isteyenler savunabilir. Buna kimsenin itirazı yok. Ancak bunu yaparken takımın içinde bulunduğu durumu görmezden gelmek, kötü sonuçları normalleştirmek ve eleştiren taraftarı hedef almak kabul edilemez.
Benim sorum açık:
Samsunspor tarihinde hangi sezon bu kadar kısa sürede böylesine ağır bir çöküş yaşandı?
Varsa örneği ortaya koyun. Yoksa bugün yaşananların nedenlerini konuşalım.
Çünkü bu kulüp, sosyal medya tartışmalarından çok daha büyüktür. Samsunspor’un armasını taşıyan futbolcuların sahada mücadele etmesini, yönetimin hesap vermesini ve taraftarın hak ettiği futbolu izlemesini istiyoruz.
SAMSUNSPOR SAHADA KAYBEDİYOR. TARAFTARIN SABRI DA TÜKENİYOR. ARTIK SORUMLULUK ALMA ZAMANI!



