Gaziantep PartnerKayseri PartnerAnkara Partner Alanya Partner Antalya PartnerSakarya PartnerSamsun PartnerŞişli PartnerKuşadası PartnerMaltepe Partnerİzmir Partner Konya PartnerBursa PartnerMersin PartnerBeylikdüzü Partner
reklam
reklam
DOLAR
EURO
STERLIN
FRANG
ALTIN
BITCOIN
reklam
HALİL DÜZENLİTÜM YAZILARI

“Sansürsüz” Tarih Ne Kadar Sansürsüz?

Yayınlanma Tarihi : Google News
“Sansürsüz” Tarih Ne Kadar Sansürsüz?
reklam
Seyfi Say’ın 2026 yılında yayımlanan Kurtuluş Savaşı’nın Sansürsüz Tarihi adlı kitabı, daha adından itibaren tartışma yaratmayı amaçlayan bir çalışma. 208 sayfalık kitap, İslâmbol Yayınları tarafından yayımlanmış. Kitabın tanıtımında, çalışmanın temel kaynağının Falih Rıfkı Atay’ın Çankaya adlı eseri olduğu özellikle belirtiliyor.

Ancak kitabı değerlendirirken iki kolaycılıktan da uzak durmak gerekiyor: Birincisi, kitabı yalnızca Atatürk ve Cumhuriyet eleştirisi yaptığı için reddetmek; ikincisi ise “resmî tarihin bütün gerçeklerini ortaya çıkardı” düşüncesiyle söylediklerini sorgulamadan kabul etmek.

Bana göre kitabın asıl değeri, verdiği bütün cevaplarda değil, sorduğu sorularda aranmalı.

Tarihi yeniden sorgulamak neden gereklidir?

Millî Mücadele tarihimiz uzun yıllar boyunca büyük ölçüde kahramanlık merkezli ve Ankara merkezli bir anlatı üzerinden aktarıldı. Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a çıkışı, Amasya Genelgesi, Erzurum ve Sivas kongreleri, Ankara’da TBMM’nin açılması, Sakarya ve Büyük Taarruz birbirini izleyen, neredeyse kusursuz bir tarihsel çizgi içinde anlatıldı.

Oysa gerçek tarih hiçbir zaman bu kadar düz bir çizgide ilerlemez.

Millî Mücadele’nin içerisinde görüş ayrılıkları, iktidar mücadeleleri, kişisel rekabetler, farklı siyasal hedefler ve zaman zaman ciddi anlaşmazlıklar vardı. Mustafa Kemal Paşa’nın çevresinde bulunan Kazım Karabekir, Ali Fuat Cebesoy, Refet Bele, Rauf Orbay ve daha birçok isim aynı olayların farklı tanıklarıydı.

Dolayısıyla bu kişilerin hatıralarını ve belgelerini okumak, Millî Mücadele’yi küçültmez. Tam tersine, onu daha gerçek ve daha insani hale getirir.

Bu bakımdan Seyfi Say’ın sorgulayıcı yaklaşımını değerli buluyorum.

Fakat bir tehlike var

Alternatif tarih yazmak, mevcut anlatının tam tersini yazmak değildir.

Bir tarihçi “resmî anlatı yanlıştır” dediğinde, bunun ardından şu soruya cevap vermek zorundadır:

Peki sizin anlattığınızın doğru olduğunu hangi bağımsız kaynaklarla kanıtlıyorsunuz?

İşte burada Seyfi Say’ın çalışmasına daha mesafeli yaklaşmak gerekiyor.

Falih Rıfkı Atay’ın Çankaya‘da yazdıkları önemlidir. Çünkü Atay döneme yakın bir gazeteci ve siyasetçidir. Fakat Atay’ın anlattıkları da nihayetinde bir tanıklık ve yorumdur.

Aynı şekilde Kazım Karabekir’in hatıraları da önemlidir; ancak Karabekir de olayların içinde bulunan bir aktördür.

Dolayısıyla tarihçi açısından doğru yöntem şudur:

Falih Rıfkı ne diyor?

Karabekir ne diyor?

Mustafa Kemal ne diyor?

İsmet Paşa ne diyor?

Ardından asıl soru sorulmalıdır:

Dönemin belgeleri ne diyor?

İşte bağımsız tarihçilik burada başlar.

“Sansürsüz” ifadesine neden temkinli yaklaşmalıyız?

Kitabın tanıtımında bile “sansürsüz” ifadesinin mutlak değil, görece bir sansürsüzlük olduğu belirtiliyor. Ayrıca Kazım Karabekir’in Millî Mücadele’ye ilişkin eserinin toplatılıp yakılması, Cumhuriyet dönemindeki tarih anlatısının nasıl şekillendiğine ilişkin önemli bir örnek olarak sunuluyor.

Burada önemli bir tarihsel tartışma vardır.

Cumhuriyet döneminde tarih yazımının siyasetten etkilenmiş olması mümkündür ve araştırılmalıdır.

Fakat bundan şu sonuç çıkmaz:

“Resmî anlatı bazı şeyleri sakladıysa, alternatif anlatı otomatik olarak doğrudur.”

Bu, tarihçilik açısından ciddi bir mantık hatası olur.

Bir kaynağın susturulmuş olması onun doğru olduğunu kanıtlamaz. Aynı şekilde bir kişinin Atatürk’e yakın olması da onun anlattıklarının yanlış olduğunu kanıtlamaz.

Asıl mesele kişi değil, belgedir

Ben tarihçi olarak Falih Rıfkı Atay’a da Kazım Karabekir’e de aynı mesafeden yaklaşmak isterim.

Atatürk’e yakın bir tarihçinin anlattığı bilgi doğru olabilir.

Atatürk’e muhalif bir paşanın anlattığı bilgi yanlış olabilir.

İngiliz arşivindeki bir rapor son derece değerli olabilir; fakat o rapor da İngiliz istihbaratının bakış açısını taşıyabilir.

Yunan veya Rum kaynakları önemli bilgiler içerebilir; ancak onların da kendi siyasi ve toplumsal perspektifleri vardır.

Bu nedenle tarihçinin görevi “kime inanacağını” seçmek değil, kaynakları birbirleriyle konuşturmaktır.

İngilizler meselesi

Seyfi Say’ın diğer 2026 tarihli eserleri arasında Bir İngiliz Operasyonu Türk Kurtuluş Savaşı ve Atatürk İngiliz Ajanı mıydı Tartışması gibi doğrudan bu meseleleri ele alan kitapların da bulunması, onun Millî Mücadele’ye ilişkin daha kapsamlı bir alternatif tez geliştirdiğini gösteriyor.

Burada özellikle dikkatli olmak gerekir.

“İngilizler Anadolu’daki gelişmeleri etkilemeye çalıştı” başka bir iddiadır.

“Türk Millî Mücadelesi İngilizler tarafından organize edildi” ise çok daha büyük bir iddiadır.

İkinci iddia için çok daha güçlü, doğrudan ve birbirinden bağımsız kanıtlar gerekir.

Tarihçilikte büyük iddiaların büyük delillere ihtiyacı vardır.

Kitabın üslubu da tartışılmalı

Kitabın tanıtımında “Atatürk’ün has adamı”, “yandaşları”, “makyajlı veya boyalı-cilalı tarih” gibi oldukça polemik ifadeler kullanılıyor.

Bence kitabın en zayıf taraflarından biri burada ortaya çıkıyor.

Çünkü tarihçi, eleştirdiği kişinin siyasi pozisyonunu gösterebilir; fakat kişinin siyasi konumu ile verdiği bilginin doğruluğunu birbirine karıştırmamalıdır.

Falih Rıfkı’nın Atatürk’e yakın olması, onun her söylediğinin yanlış olduğunu göstermez.

Karabekir’in Atatürk’le anlaşmazlık yaşaması da onun her söylediğinin doğru olduğu anlamına gelmez.

Tarihçi için belirleyici olan belgedir.

Peki Seyfi Say’ın kitabı okunmalı mı?

Kesinlikle.

Fakat bir hüküm kitabı olarak değil, bir tartışma kitabı olarak.

Ben bu eseri okurken sürekli şu yöntemi kullanırdım:

İddia → kaynak → karşı kaynak → arşiv belgesi → kronoloji → sonuç.

Bu yöntem uygulandığında kitabın gerçekten güçlü olduğu noktalar da ortaya çıkar, kaynakların zorlandığı noktalar da.

Üstelik böyle bir yaklaşım yalnızca Seyfi Say için değil, Atatürk’ü savunan tarihçiler için de uygulanmalıdır.

Çünkü bağımsız tarihçilik, sevdiğimiz tarihçinin hatalarını görmezden gelmek değildir.

Özetlersek:

Seyfi Say’ın Kurtuluş Savaşı’nın Sansürsüz Tarihini ben “Millî Mücadele’nin gerçek tarihini tek başına ortaya koyan kitap” olarak görmüyorum.

Fakat “okunmasına gerek olmayan polemik bir kitap” olarak da görmüyorum.

Tam tersine, kitap bazı yerleşik kabulleri yeniden düşünmek için önemli sorular ortaya atıyorsa, bu soruların peşinden gidilmelidir.

Ancak soruların değerli olması, verilen cevapların otomatik olarak doğru olduğu anlamına gelmez.

Bence kitabın en sağlıklı okuma biçimi şudur:

Ne Atatürkçü bir savunma refleksiyle reddetmek, ne de anti-resmî tarih heyecanıyla kabul etmek.

Belgeyi açmak, kaynağı kontrol etmek, karşı kaynağı bulmak ve mümkünse olayın içine ait birincil belgeye ulaşmak.

Çünkü Millî Mücadele’nin büyüklüğünü korumanın yolu, onun hakkında eleştiriye kapalı bir efsane oluşturmak değil; eleştiriden korkmayacak kadar güçlü bir tarih ortaya koymaktır.

Ve belki de bugün ihtiyacımız olan şey “resmî tarih” veya “gayriresmî tarih” değil; belgelere dayanan, taraflara eşit mesafede duran ve gerektiğinde kendi tezini de yanlışlayabilen bir tarihçilik anlayışıdır.

Bu açıdan bakıldığında Seyfi Say’ın kitabının en değerli tarafı belki de verdiği cevaplar değil, yeniden sormamızı sağladığı sorulardır

reklam
Ataşehir Escortmadsalads.comgrandpashabetGrandpashabetgrandpashabeteskort konyaDeneme Bonusu Veren SitelerDeneme Bonusu Veren Sitelergrandpashabethttps://contact.moerleinlagerhouse.com/child pornstarzbetgrandpashabetgrandpashabetchild porngrandpashabetchild pornchild pornqweparmabet girişparmabetkopazartipobetjojobetmrking 5029casibomcasibom girişbetmoonjojobetchild pornbetasus girişroyalbet girişsüperbet girişbetasus girişjojobetchild pornchild pornchild pornchild pornjojobetpalacebetbetsalvador girişcasinoroyal girişgrandpashabetholiganbetgrandpashabetmatbetgrandpashabetjojobetpusulabetbetsalvadortlcasinobetgaranti girişcasinoroyaltlcasino girişamgbahismarsbahisgrandpashabetmatbetgrandpashabet girişbetgarantiamgbahis girişamgbahis girişgrandpashabetbetasus girişamgbahissekabetmatbet güncel girişvdcasinograndpashabetvdcasinograndpashabet girişsekabet girişvdcasino girişDeneme Bonusu Veren SitelerDeneme Bonusu Veren SitelerCasibomBetcio imajbetmarsbahisholiganbetholiganbetgrandpashabetmatbetgrandpashabetjojobetpusulabetjojobetmarsbahis girişimajbetsekabetmarsbahisholiganbetjojobetcasibom girişJojobet GirişjojobetJojobet GirişMarsbahis GirişCasibommarsbahisCasibomCasibom Girişjojobetholiganbetmarsbahis

KarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyakaKarşıyaka