

Teknik direktör Thorsten Fink’in “Takımın istediğimiz seviyeye gelmesi için iki transfer dönemi gerekir” açıklaması, klasik bir zaman isteme cümlesi değil. Bu, açıkça mevcut kadronun yetersiz olduğunun ilanıdır. Daha da önemlisi, yaz döneminde yapılan transferlerin de hedeflenen seviyeyi karşılamadığının dolaylı itirafıdır.
Bu sözün tercümesi şudur:
“Bu kadro bu işi şu an yapamaz.”
Peki o zaman soralım:
Yaz transfer döneminde kim planlama yaptı?
Bu oyuncular hangi vizyonla alındı?
Eğer bu kadro yetersizse, bunun sorumluluğu sadece sahadaki oyuncular mı?
İki transfer dönemi demek en az bir sezon daha beklemek demek. Türkiye’de bir teknik direktör için bu lüks neredeyse yoktur. Hele ki yatırım yapılmış, beklenti oluşturulmuş ve hedef açıklanmış bir kulüpte hiç yoktur.
Üstelik burada daha büyük bir risk var:
Sözleşmesi devam eden oyuncular dururken “revizyon” söylemi gerçekçi değildir. Oyuncu göndermeden oyuncu alamazsınız. Maaş yükü ortadayken radikal değişim kolay değildir. Yani sorun sadece zaman değil, yapı sorunudur.
Bu açıklama, başarısızlık ihtimaline karşı erken bir zemin hazırlama hamlesi gibi duruyor. Eğer işler kötü giderse, “Zaten iki dönem demiştim” denilecek. Ancak futbol kamuoyu bunu mazeret olarak görür.
Ve kritik soru:
Bir kulüp sahibi, yaptığı yatırımın dolaylı şekilde yetersiz ilan edilmesine ne kadar tahammül eder?
Olumsuz hava varsa, tribün homurdanıyorsa ve oyun umut vermiyorsa, iki transfer dönemi beklenmez. Türkiye’de kriz önce teknik direktörü götürür.
Gerçekçi olmak gerekirse:
Bu söylem ya güçlü bir proje kararlılığının göstergesidir… ya da yaklaşan bir ayrılığın ilk işaretidir.
Mevcut atmosfer ikinci ihtimali daha güçlü gösteriyor.



