

Eski NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, 10 yıl süren görev süresinin ardından kaleme aldığı “Benim Dönemimde: Savaş Zamanında NATO’ya Liderlik” adlı kitabında, Türkiye’nin stratejik önemi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile olan ilişkilerini genişçe ele aldı. Stoltenberg, Erdoğan ile gerçekleştirdiği görüşmelerin yanı sıra Türkiye’nin NATO içindeki rolü ve uluslararası meselelerdeki etkisini vurguladı.
Rus Uçağının Düşürülmesi ve Siyasi Denge
Stoltenberg, NATO Genel Sekreteri olarak görevine başladığı 2014 yılından itibaren Türkiye’nin stratejik önemini yakından gözlemledi. 2015’te Türkiye’nin Rus uçağını düşürmesinin ardından NATO’nun aldığı tutumu anlatan Stoltenberg, “NATO’nun askeri makamları, uçağın gerçekten Türk hava sahasına girdiğini teyit etmişti” diyerek, bu olayın ardından alınan politik kararların NATO için ne denli kritik olduğunu belirtti. Stoltenberg, bunun yanı sıra göreve başladıktan sonra, uluslararası ilişkilerdeki siyasi dengeyi ve liderlik gerekliliğini keşfettiğini de yazdı.
İstanbul’da Erdoğan ile Görüşme
2019 yılında İstanbul’a yaptığı resmi ziyaret sırasında, Stoltenberg, Erdoğan ile Boğaz’a karşı yaptıkları sohbeti ve Çamlıca Camii’ni birlikte gezdiklerini hatırlatıyor. Stoltenberg, İstanbul’u “Doğu ile Batı arasında, ruhani ve dünyevi arasında, Hristiyanlık ve İslam arasında tarihi bir kavşak” olarak tanımlarken, Erdoğan ile geçmişteki ilişkilerine de yer veriyor. Stoltenberg, Erdoğan’ın Norveç Başbakanı iken kendisiyle ilk defa görüştüğünü ve 2012’de Ankara’daki resmi ziyaretinde Erdoğan’ın evinde eşiyle birlikte çay içtiğini anlattı.
Suriye ve Türkiye’nin Güvenlik Hedefleri
Stoltenberg, 2019’daki Barış Pınarı Harekatı öncesinde Erdoğan ile yaptığı görüşmeleri kitabında ayrıntılı olarak paylaşıyor. Erdoğan’ın Suriye’nin kuzeyinde güvenli bölge oluşturma isteğini sürekli olarak dile getirdiğini belirten Stoltenberg, NATO’nun bu konuda Türkiye’ye doğrudan destek vermediğini ve Erdoğan’a, Suriye toprak bütünlüğünün ihlal edilmemesi gerektiğini hatırlattığını aktarıyor. Erdoğan, buna karşın, Batı’nın Türkiye’ye yönelik yaklaşımını eleştirerek, “YPG bir terör örgütüdür. Batı, aynı hataları yapıyordu.” ifadelerini kullanmıştı. Stoltenberg, Erdoğan’ın bu açıklamalarını Batı’nın tutumuyla ilgili ciddi bir eleştiri olarak yorumluyor.
Terörle Mücadele ve Türkiye’nin Güvenlik İhtiyaçları
Stoltenberg, Türkiye’nin NATO ülkeleri arasında en çok terör saldırısına uğrayan ülke olduğunu ve Erdoğan’ın bu durumu defalarca dile getirdiğini yazdı. Erdoğan, Türkiye’nin terörle mücadeledeki tecrübesine değinerek, Batı’nın Suriye’de YPG’yi silahlandırarak yaptığı hataları örnek verdi. Bu noktada, Stoltenberg, ABD ve NATO’nun Suriye’deki stratejilerini ve Türkiye’nin güvenlik endişelerini anlamaya çalıştığını ancak yine de uluslararası hukuk ve Suriye’nin toprak bütünlüğü gibi büyük meselelerin ön planda kaldığını belirtti.
Mısır Sohbeti ve Erdoğan’ın Misafirperverliği
Stoltenberg kitabında, Erdoğan ile geçirdiği keyifli anılarını da paylaşıyor. Bir gün Erdoğan, Stoltenberg’e mısır sevip sevmediğini sormuş ve birkaç dakika içinde geleneksel mısır ikramıyla birlikte sohbeti sürdürebileceklerini söylemişti. Bu anekdot, Stoltenberg’in Erdoğan’ı tanıdığı ve onunla iletişiminin samimi ve kişisel bir seviyeye dayandığına dair önemli bir örnek olarak kitabında yer alıyor.
Finlandiya ve İsveç’in NATO Üyeliği Süreci
Stoltenberg, Finlandiya ve İsveç’in NATO üyeliği sürecinde de Erdoğan ile yapılan görüşmeleri detaylandırıyor. Erdoğan’ın, terörle mücadelede daha fazla adım atılması gerektiğini belirterek, bu iki ülkenin NATO üyeliği için ön şartları netleştirdiğini ifade ediyor. Stoltenberg, özellikle Stockholm’deki Kur’an-ı Kerim yakma olayını örnek göstererek, Türkiye’nin güvenlik endişelerinin ve iç siyasi dinamiklerin, bu süreçte önemli bir engel oluşturduğunu vurguluyor.
15 Temmuz Darbe Girişimi ve Türkiye’nin Tepkisi
Stoltenberg, 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimini bizzat yerinde gözlemlediğini ve yaşanan yıkımı yakından gördüğünü belirtiyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yaşanan tahribatı, darbecilerin parlamentoyu hedef almasının Türkiye için ne kadar yıkıcı bir etkisi olduğunu anlatan Stoltenberg, darbenin ardından Erdoğan’ın Batı’dan gelen tepkilere duyduğu hayal kırıklığını da ifade ediyor. Erdoğan, Batı’nın desteğinin zayıf ve geç kaldığını düşündüğünü belirterek, Stoltenberg’e “Sadece Theresa May, Carl Bildt ve siz arkamızda durdunuz” demişti.
Erdoğan’ın Uluslararası Hukuk ve Güvenlik Stratejileri
Stoltenberg, Erdoğan’ın dış politikada uluslararası hukuku ve güvenliği ne kadar önemseyen bir lider olduğunu vurguluyor. Kitabında, Erdoğan’ın özellikle Türkiye’nin ulusal güvenliği konusunda net bir duruş sergileyerek, Batı’yı, Türkiye’ye yönelik stratejilerini sorgulamaya çağırdığını ifade ediyor. Stoltenberg, Erdoğan’ın bu tutumunu haklı bulduğunu ve Türkiye’nin meşru müdafaa çerçevesinde hareket ettiğini kabul ettiğini de belirtiyor.
Sonuç: Türkiye’nin NATO için Stratejik Önemi
Stoltenberg, NATO Genel Sekreteri olduğu dönemde Türkiye’nin özellikle DEAŞ’la mücadeledeki kritik rolünü ve stratejik önemini her zaman ön planda tuttuğunu belirtiyor. Türkiye’nin NATO’daki yerinin sadece askeri anlamda değil, aynı zamanda politik anlamda da vazgeçilmez olduğunu vurgulayan Stoltenberg, Türkiye ile güçlü işbirliğinin, ittifakın geleceği için hayati önem taşıdığını ifade ediyor.
Stoltenberg’in kitabı, Türkiye ve Erdoğan’ın NATO içindeki rolünü daha iyi anlamak için önemli bir kaynak olurken, Stoltenberg’in, Erdoğan ile olan ilişkisini ve Türkiye’nin stratejik yönelimlerini dikkatle incelemesi, NATO’nun küresel güvenlikteki geleceği için de büyük bir öneme sahip.



