

Futbol, milyonları bir araya getiren, coşkunun ve aidiyetin en güçlü şekilde yaşandığı bir spor dalıdır. Ancak son yıllarda stadyumların çevresinde ve tribünlerde gözlemlenen en büyük sorunlardan biri, alkollü taraftarların oluşturduğu olumsuz tablodur.
Maç günü stat çevresine bakıldığında adeta bir “meyhane manzarası” ile karşılaşmak mümkündür. Ellerinde şişelerle stada yönelen taraftarların, sadece kendi sağlıklarını değil, aynı zamanda binlerce kişinin güvenliğini ve huzurunu da riske attıkları açıktır. Ne yazık ki bu kişiler, sadece maraton ya da kale arkası tribünlerinde değil, aile tribünlerine dahi rahatlıkla girebilmektedir. Yanında çocuğu, eşi ya da ailesiyle maça gelen taraftarlar, alkollü kişilerin taşkınlıkları, küfürlü tezahüratları ve kontrolsüz davranışları nedeniyle büyük rahatsızlık duymaktadır.
Alkolün etkisi altındaki taraftarlar çoğu zaman ne söylediğinin, ne yaptığının farkında değildir. Hakaretler, kavga girişimleri, hatta zaman zaman sahaya yabancı madde atılması gibi olayların temelinde bu durum yatmaktadır. Tribün kültürünün en önemli unsurlarından biri olan “saygı” kavramı, alkollü taraftarların kontrolsüz davranışlarıyla tamamen zedelenmektedir.
Bu noktada kulüplerin, federasyonun ve güvenlik birimlerinin daha sıkı önlemler alması kaçınılmazdır. Stadyum girişlerinde alkol kontrolünün artırılması, stat çevresinde alkol satışının engellenmesi ve tribünlerde ailelerin huzurla maç izleyebileceği bir ortamın oluşturulması şarttır. Avrupa’daki birçok ülkede uygulanan “alkolsüz tribün” modeli, Türkiye’de de hayata geçirilmeli ve bu konuya sıfır tolerans yaklaşımıyla bakılmalıdır.
Futbolun özü dostluk, centilmenlik ve coşku üzerine kuruludur. Birkaç saatlik keyif için tüketilen alkol, bu özün tamamen bozulmasına sebep olmaktadır. Tribünlerin yeniden güvenli, eğlenceli ve ailelerin gönül rahatlığıyla gelebileceği alanlar haline gelmesi için, alkol sorununun üzerine kararlılıkla gidilmesi artık ertelenemez bir zorunluluktur.



