

Bitiyorum Aybüke öğretmen…
Bir gülüşünle koca sınıfları aydınlatan, umut olup köylere giden senin yerine, karanlığın sözcüleri konuşuyor ya bugün, bitiyorum…
Bitiyorum çünkü…
Senin tabutunu omuzlamaya yüzü olmayanlar, bugün senin adını utanmadan ağızlarına alıyor.
Sana kıyan kurşunun arkasındaki alçak sürünün elebaşına “sayın” diyenler, “kurucu önder” diye methiyeler düzenler, bugün nutuk atıyor.
Bitiyorum…
Bitiyorum çünkü…
Senin o güzel sesin sustu, ama sana kıyan zihniyetin sesi hâlâ meclislerde, ekranlarda, meydanlarda yankılanıyor.
Senin şehadetinin yıldönümünde, vatanı parça parça etmeye yeltenenlerin sözcülerine mikrofon uzatılıyor.
Senin düştüğün topraklara bir kere bile bakmayanlar, bugün gözyaşı döker gibi yapıyor.
Bitiyorum…
Bitiyorum çünkü…
Bir öğretmenin hayaliydi bu topraklara aydınlık getirmek. Ama o karanlık, hâlâ devleti yöneten ya da yönetmeye aday olanların bazı zihinlerinde dolaşıyor.
Senin uğruna can verdiğin vatan, bugün ihaneti meşrulaştıran dillerin propaganda alanı oldu.
Bitiyorum…
Hiçbirinizin hakkı yok Aybüke öğretmeni anmaya.
Hiçbirinizin hakkı yok o ismi ağzınıza almaya.
Şehitler üzerinden sahte bir vicdan, yapay bir duruş, kirli bir siyaset kurulamaz.
O kurşun sadece Aybüke öğretmeni değil, masumiyetimizi de vurdu. Ve hâlâ konuşanlar susmadığı için, hâlâ biz ölüyoruz…
Aybüke öğretmen, senin adını diline alanın önce yüreğine bakacağız.
Terörle arasına mesafe koyamayan, katile methiyeler düzen, affa zemin hazırlayan kim varsa, senin adını bir daha anamasın diye biz susmayacağız.
Sen tertemizdin.
Sen bu milletin evladıydın.
Senin kanını dökenlere saygı duyanla, aynı vatanı paylaşmak bile zul.
Bitiyorum…
Ama senin için susmuyorum.
Seni, sadece hak edenler anacak.
Seni, sadece vatanı için yaşayanlar anlayacak.
Ruhun şad olsun Aybüke öğretmen…
Unutmadık. Unutturmayacağız.



