

Dünyada 107 ülke Cumhuriyet rejimiyle yönetiliyor. Ne hoş değil mi? Ama işin aslı öyle değil. Çünkü aynı kavramın içine hem Almanya’yı hem Çin’i hem de Suriye’yi koyduğunuzda, ortada çok ciddi bir kavramsal kirlenme var demektir.
Bakın Çin’e. Adı Çin Halk Cumhuriyeti. Ama halkın bırakın seçimi, fikir beyan etme hakkı bile yok. Tek bir parti var, muhalefet yok, yargı tamamen partinin emrinde, basın sansürlü, birey gözetim altında. Bu mu halkın egemenliği? Bu mu Cumhuriyet?
Ya İran? “İslam Cumhuriyeti” diyor kendine. Oysa dini lider, halkın oyuyla değil, dinî otoriteyle belirleniyor. Seçim var ama adayları bir kurul seçiyor. Yani sandıkta kime oy vereceğinizi bile başkaları belirliyor. Kadınlar ikinci sınıf vatandaş, muhalifler cezaevinde, yargı fetva ile karar veriyor. Bu tabloyu Cumhuriyet olarak nitelemek, kavramın kendisine ihanettir.
Bir de Suriye örneği var. Beşar Esad yıllarca “Cumhurbaşkanı” sıfatıyla iktidarda kalmadı mı? Seçimde yapıldı aslında ama kazanan hep aynı kişi oldu. Çünkü oyun sahası baştan tasarlanmış. Bu, Cumhuriyet maskesiyle sürdürülen bir diktatörlükten başka bir şey değildi.
Öte yanda bir de Almanya var. Fransa var. İtalya, Güney Kore, Finlandiya, Uruguay… Bunlar da Cumhuriyet. Ama aradaki fark uçurum. Bu ülkelerde güçler ayrılığı var. Seçimler şeffaf. Yargı bağımsız. Medya özgür. Vatandaş hakkını arayabiliyor, iktidar değişebiliyor. İşte bu yüzden Demokratik Cumhuriyet diyebiliyoruz.
Şimdi asıl çarpıcı örnek: Birleşik Krallık. Yani halk arasında “krallık” deyince “geri kalmışlık” gibi algılanan bir ülke. Ama orada basın özgür, yargı bağımsız, başbakan sandıkla gelip sandıkla gidiyor. Kral sadece sembolik. Aynı durum Hollanda, İsveç, Norveç, Japonya gibi anayasal monarşilerde de geçerli. Şimdi soralım: Cumhuriyetin olmadığını düşündüğünüz bu ülkelerde halk daha mı az özgür? Yoksa bazı Cumhuriyetlerin fersah fersah önünde mi?
Sonuç şudur: Cumhuriyetin adı değil, özü önemlidir. Adının başına “Cumhuriyet” koyan ama içeriği otoriterlikle dolu rejimlere karşı uyanık olunmalıdır. Gerçek Cumhuriyet; halkın söz sahibi olduğu, yargının bağımsız olduğu, basının özgür olduğu, iktidarın hesap verdiği bir düzendir.
Bugün dünyada birçok ülke Cumhuriyet maskesiyle halkını kandırıyor. Demokrasiye benzeyen vitrinler kuruyor ama içeride gerçek bir tek adam yönetimi, korku toplumu yaratılıyor. Bu oyunu bozmanın tek yolu, sadece “Cumhuriyet” demek değil, Demokratik Cumhuriyet için mücadele etmektir.
Unutmayalım: Cumhuriyet tabelası her yere asılır. Mesele, içini nasıl doldurduğunuzdur.



