

Mesut Özil, Fenerbahçe’ye transfer oldu.
Şimdi her telden bir ses çıkıyor.
Mesut’un Türklüğünü tartışan bile var.
En son Burak Yılmaz, verdi mesajını;
“Mesut Özil’e başarılar dilerim ama benimle birlikte A Milli Takım forması altında savaşmış, mücadele etmiş arkadaşlarımla ilgili sorularınız varsa onları cevaplamak isterim” demiş.
Bu sözleri söyleye adamın, Türk milli takımında ne başarısı var Allah aşkına.
En büyük başarısı 35 yaşında sıradan bir Fransız takımına transfer olmaktan öte geçmeyen,
Milli takımda prim kavgası yapan adam bir dünya yıldızına laf sokuyor.
Öncelikle şunu baştan ifade edeyim;
Mesut Özil, damarlarında ‘Asil Türk Kanı’ taşıyan, Türklerin içinden çıkan, en kariyerli futbolcusudur.
Bunu da Almanlara borçluyuz.
Şimdi gelelim Mesut Özil gerçeğine;
Mesut, Zonguldak Devrekli gurbetçi bir ailenin çocuğu olarak 15 Ekim 1988 tarihinde Almanya’nın Gelsenkirchen şehrinde dünyaya geldi.
Özil, 2006 yılında doğduğu şehrin bir takımı olan ve Bundesliga’da mücadele eden Schalke 04’e transfer olarak profesyonel futbol kariyerine başladı.
Ardından 2008 yılında bir başka Bundesliga ekibi SW Werder Bremen’e transfer oldu.
Almanya ile 2010 Dünya Kupası’nda gösterdiği performans ile Ağustos 2010’da La Liga takımlarından Real Madrid’e transfer oldu.
2013 yazında transfer döneminin son gününde Premier League takımlarından Arsenal’in kulüp tarihinde bir oyuncu için ödediği en yüksek bonservis bedeli olan 42,5 milyon Paunt karşılığında bu takıma transfer oldu.
Mesut Özil, Alman milli takımında 9 yıl boyunca forma giydi ve 92 karşılaşmada 23 gol atıp 40 asist yaptı.
Mesut Özil, yıllar önce Werser Bremen formasıyla gösterdiği performansla dev takımların transfer listesine girmişti.
Onun için ‘Solucan’ lakabını takanlar ne Almanlardı nede İspanyollardı.
Kimlerdi dersiniz?
Türk spor basınında daha önce Kaka, Hasalbaink, Shevchenko, Eto’o ve İbrahimoviç gibi isimlerin yıldız olmadan önce Türk takımlarına teklif edildikleri, ancak beğenilmedikleri yazılmıştı.
Benzer bir durumun Mesut Özil’de de olduğu ortaya çıktı.
Büyükçekmece Belediye Başkanı Dr. Hasan Akgün, Mesut’u Real Madrid’e imza atmadan 5 yıl önce İstanbul’a getirdiğini ancak büyüklerin beğenmediğini açıkladı.
Başkan Akgün’ün Mesut’tan yakın dostu olan ve o dönem Shalke başkanı olan Gerhard Rehberg sayesinde haberi olur. Başkan Akgün, dönemim Galatasaray başkanı Özhan Canaydın ile görüşüp gurbetçi futbolcuyu idmana götürmüş.
Galatasaraylı yöneticiler, “Bu çocuk çok cılız. Solucan gibi. Bundan futbolcu olmaz. Denemeye bile gerek yok” demişler.
Sonra Beşiktaş’ın kapısını çalmışlar ama onlarda “Futbolcu tipi yok” diyerek benzer bir tavır sergilemişler.
Bu yaşananlardan sonra Fenerbahçe’nin yolunu tutmaya cesaret edememişler.
Fenerbahçe’nin yolunu tutsalardı muhtemelen, “bugün git 10 yıl sonra gel” cevabını alırlardı.
Mesut Özil, 17 yaşında Türkiye’ye gelmiş olsaydı çok büyük ihtimalle futbolda yok olup gidecekti. Ülkemizde özellikle genç yeteneklerin takımlarında forma şansı bulmaları pek mümkün olmuyor.
Mesut’un Alman milli takımını tercih etmesi konusu da aslında çok tartışılan bir konu.
Mesut Özil, 2 Ocak 2008’de henüz 19 yaşında iken o dönem A Milli Takım’ın başında bulunan Fatih Terim’le görüşmek için İstanbul’a geliyor.
“Hocam, sürekli oynatacaksanız Türk Milli Takımı’nı seçerim, aksi halde Almanya Milli Takımı beni bekliyor” diyor.
Mesut, Terim’den olumlu yanıt alamayınca Panzerler’in formasını giymeyi tercih ediyor.
Yani Mesut Özil’in tercihi hep Türkiye’den yana olmuş. Kaderin cilvesi mi dersiniz ne derseniz deyin olmamış.
Buda Mesut’un hatası değil.
Sevgiyle kalın.



