

23 Nisan 1920 Öncesi memleket zor günler yaşıyordu.
1. Dünya savaşı sona ermiş,
Galip devletler kaybedenlerle tek tek antlaşmalar yapmış,
Önce Mondros ile teslim aldıkları Osmanlıyı,
Sevr ile tarih sahnesinden silmek istiyorlardı.
Gazi Meclisin kurulduğu gün Türkiye’de 250 bin kişilik işgal ordusu vardı.
İstanbul işgal altındaydı.
Çanakkale Boğazı işgal altındaydı.
Trakya komple işgal altındaydı.
İzmir’den başlayarak Ege komple işgal altındaydı.
İstanbul’da İngiliz askerleri, İzmir’de Yunan askerleri devriye atıyordu.
Antep, Maraş, Urfa işgal altındaydı.
Venizelosun oğlu Osman Gazi’nin sandukasına tekme atıyor,
‘Kalk Osman biz geldik’ diye alay ediyordu.
Osmanlı Meclisi Mebusan-ı İngilizler tarafından basılmış,
Meclis dağıtılmıştı.
100 yıl önce bugün hepsi inançlı 300 adam,
Bozkırın ortasında küçük bir kasabada bir araya geldiler.
Kimi Kalpaklı asker,
Kimi sarıklı hoca,
Kimi de külahlı çelebilerdi.
Tek amaçları vardı:
Hasta adam denen ülkeyi esaretten kurtarmak.
Meclis bu umudun çaresi olacaktı.
Yetkili olan Başkomutan Mustafa Kemal’di,
Yetkiyi veren Meclisti,
Savaşan orduydu,
Savaşı yöneten Meclisti.
Düşman Polatlı önlerine gelmiş,
Top sesleri Ankara’dan duyuluyor olmuştu.
Meclis o şartlarda dahi açıktı.
Bu inanmış 300 adam her sorunu tartışıyordu.
Her kararı Mecliste aldılar.
…ve düşmanı memleketten kovan o meclis,
işte 100 yıl önce bugün kuruldu.
1071 yılında Sultan Alparslan ile başlayan gelişimiz,
1920 ‘de bu topraklardan asla çıkmayacağı mızın,
Meydan okumasıdır.
Bu meydan okuma zaferden sonra,
Türkiye Cumhuriyetini ilan edip,
“Hakimiyet Kayıtsız ve Şartsız Milletindir” diyen,
bir iradenin eseridir.
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun.



